• +90 212 325 23 00
  • Levent Mah. Beyazkaranfil Sok. No:18 Posta Kodu:34330 Beşiktaş/İSTANBUL

AİHM, 3 Aralık 2019 Tarihli "Parmak&Bakır-Türkiye" Kararında “Fiziksel Şiddete Başvurmayan Bir Oluşumun” Silahlı Terör Örgütü Sayılmasını, “Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz” İlkesini İhlal Edeceğine Karar Vermiştir.

AİHM, 3 Aralık 2019 Tarihli "Parmak&Bakır-Türkiye" Kararında “Fiziksel Şiddete Başvurmayan Bir Oluşumun” Silahlı Terör Örgütü Sayılmasını, “Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz” İlkesini İhlal Edeceğine Karar Vermiştir.

AİHM, 3 Aralık 2019 Tarihli "Parmak&Bakır-Türkiye" Kararında “Fiziksel Şiddete Başvurmayan Bir Oluşumun” Silahlı Terör Örgütü Sayılmasını, “Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz” İlkesini İhlal Edeceğine Karar Vermiştir.

  • 04.12.2019

AİHM, 3 ARALIK 2019 TARİHLİ "PARMAK&BAKIR-TÜRKİYE" KARARINDA “FİZİKSEL ŞİDDETE BAŞVURMAYAN BİR OLUŞUMUN” SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ SAYILMASINI, “KANUNSUZ SUÇ VE CEZA OLMAZ” İLKESİNİ İHLAL EDECEĞİNE KARAR VERMİŞTİR.

Fiziksel şiddete başvurmamış bir örgütün yayınlarında “ahlaki baskı kullandığı için” terör örgütü sayılmasıyla ilgili AİHM, "Kanunsuz suç ve ceza olmaz” diyerek ihlal kararı verdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 03.12.2019 günlü kararında; mahkemenin “psikolojik şiddete başvurduğunu” iddia ederek bir örgütü “terör örgütü” ilan ederek iki kişiye “örgüt üyeliği” cezası vermesini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7. Maddesindeki “kanunsuz suç ve ceza olmaz” hakkının ihlal edildiğine karar vermek suretiyle Türkiye’yi mahkum etti. Türkiye, iki başvurucuya toplam 17 bin 250 Euro manevi tazminat ile 1591 Euro mahkeme masrafı ve maddi tazminat ödeyecek.

Şerafettin Parmak ve Mehmet Bakır, 2002 yılında İzmir’de “Kuzey Kürdistan/Türkiye Bolşevik Partisi (BPKK/T)” adına el ilanı dağıtmak suçlamasına dair soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Savunmalarında hem bu örgütle bağlantılarını reddettiler hem de dosyada örgütün herhangi bir şiddet eyleminde bulunduğuna dair delil olmadığını ve bu sebeple “terör örgütü” olarak adlandırılamayacağını ifade ettiler. Ayrıca el ilanlarında da suça kanıt olacak bir ifade bulunmadığını, yazılanların ifade özgürlüğü içerisinde olduğunu söylediler. Ancak mahkeme savunmalarına itibar etmeyerek 2006 tarihli kararla her iki sanığı da “yasadışı terör örgütü üyeliğinden” hapis cezasına mahkum etti. Gerekçeli kararda, “BPKK/T’nin nihai amacının Türkiye’de silahlı devrim olduğu” ifadesi yer aldı. Buna da gerekçe olarak, 2003 yılında değişen kanunla, “terörizmin, şiddet ve baskıya teşebbüs eylemi” olarak da tanımlanması gösterildi. Bu tanıma dayanarak verilen kararda, “BPKK/T üyelerinin, fiziksel şiddete başvurmamış da olsa yayınladıkları metinlerde ‘ahlaki baskıyı’ veya tehdit/yıldırma taktiğini kullanarak şiddeti bir biçimiyle hayata geçirdikleri” de gerekçe olarak kullanıldı.

Kararda ayrıca mahkumiyete delil olarak, Şerafettin Parmak’ın evinde yapılan aramada örgütün manifestosunun yazılı olduğu dokümanlar ile el ilanlarının bulunduğu ifade edildi. Ocak 2003’te tahliye edilen Parmak ve Bakır’a yurtdışına çıkış yasağı konuldu. Mehmet Bakır Almanya, Berlin’de yaşadığını öne sürerek bu yasağa yedi kez itiraz etti ancak tüm itirazları ya reddedildi ya cevaplanmadı. Yasak ancak cezasının infazının tamamladığı Haziran 2009’da kaldırıldı. “Terörizm ve şiddet kavramları çok geniş yorumlandı” iddiası ile her iki sanık da AİHM’e başvurarak, AİHS’in 7. Maddesindeki “Kanunsuz suç ve ceza olmaz” hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüler. Başvurularında “terörizm ve şiddet kavramlarının, ‘ahlaki baskıyı’ da içerecek şekilde çok geniş yorumlandığını” belirttiler. Mehmet Bakır ayrıca, yurtdışına çıkış yasağı sonucunda, AİHS’in 8. maddesindeki özel yaşama saygı hakkının ihlal edildiğini ekledi. Mahkeme başvurularındaki argümanları haklı buldu ve Türkiye’yi her iki maddeden de mahkum etti. (Kaynak:Bianet)

AİHM Kararında özetle; terör suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması sırasında terör suçlarını düzenleyen kanun maddeleri yorumlanırken, geniş kapsamlı ve makul sınırlamaları aşan yorumlar yapılarak AİHS’nin 7. maddesinde yer alan temel koruma önlemlerinin göz ardı edilemeyeceğini, Terör yasalarındaki suçun unsurlarının, öngörülebilir ve özüyle uyumlu kılacak şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiğini, mahkemelerin bu hususta özel bir özen göstermeleri gerektiğini karara bağlamıştır. Mahkemece verilen bu karar birçok terör dosyası açısından, suçun unsurlarının belirlenmesini açısından yol gösterici mahiyette bir karar olacaktır.


Etiketler: ,