• +90 212 325 23 00
  • Levent Mah. Beyazkaranfil Sok. No:18 Posta Kodu:34330 Beşiktaş/İSTANBUL

Kitle İletişim Hukuku Anlamında İnternette Sorumluluk

Kitle İletişim Hukuku Anlamında İnternette Sorumluluk

Kitle İletişim Hukuku Anlamında İnternette Sorumluluk

  • 27.02.2020

Kitle İletişim Hukuku Anlamında İnternette Sorumluluk

 

Özet

            İnternet kullanımı günümüzde bireyler sadece haber alma ve haberleşme imkanı sağlamakla kalmamakta, aynı zamanda bireylerin kendilerini ifade etmelerine, hatta bir nevi habercilik faaliyeti yürütebilmelerine imkan sağlamaktadır. Dolayısıyla nette sorumluluk kavramı irdelenirken, ifade özgürlüğü ile birlikte basın özgürlüğü de dikkate alınmalıdır. Çalışmamızda nette sorumluluğa ilişkin ABD ve Avrupa’daki düzenlemelere kısaca yer verilmiş olup, internet süjeleri olan içerik sağlayıcı, erişim sağlayıcı, yer sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların sorumlulukları 5651 sayılı Yasa kapsamında tartışılmıştır.

            Giriş

İnternet, birden fazla bilgisayar arasında kurulan bağlantının, diğer bilgisayarlarla tekrar bağlantı kurmalarıyla oluşan ve bu şekilde giderek büyüyen bilgisayar ağlarına dayalı iletişim ağıdır. İnternet, zaman ve mekandan bağımsız olarak bilgiye ulaşımı sağlamanın yanı sıra, elektronik posta gönderimi, sosyal medya gb. her geçen gün çeşitlenen hizmetlerle haberleşme imkanı da sağlamaktadır. Elbette internet kullanımının her geçen gün artması ve çeşitlenmesi ile farklı hukuki sorunlar gündeme gelmektedir.

Bilginin iletimini ve paylaşımını sağlayan İnternet kullanımı, birçok hukuki sorunu da beraberinde getirmektedir. Bilgi ve verilere izinsiz erişim, hakaret, kişilik haklarının ihlali, dolandırıcılık, telif haklarına aykırılık, haksız rekabet, aldatıcılık, pornografi gibi birçok suç net üzerinden işlenebilmekte ve bu suçlarda sorumluluğun nasıl saptanacağı sorununu ortaya çıkmaktadır[1]. Ayrıca nette işlenen suçlarda eylemin gerçekleştiği yer ve zamanın belirlenmesi ve ispat sorunu da söz konusu olmaktadır[2].

Çalışmamızda internette sorumluluk konusu kitle iletişim hukuku ile sınırlı olarak incelenmiştir. Bu anlamda instagram, facebook, twitter gibi sosyal platformlardan yapılan yayınlar kitle iletişim kapsamında olmakta; ancak bireyler arası yazışmalar (mailler, skype üzerinden yapılan görüşmeler), e-mail grubu, What’s App grubu gibi kalabalık gruplar üzerinden yapılmadığı sürece internetin kitlesel kullanımı kapsamında değerlendirilmemelidir.

 

  1. İnternette Sorumluluğun ABD'de, Avrupa’da Ve Ülkemizdeki Gelişimi

ABD’de 1996 tarihinde Telekomünikasyon Yasasına getirilen değişiklik ile “pornografik veya şiddet içerikli yayında bulunulması” suç olarak düzenlenmiş ve bu yayını gerçekleştiren süjelerin 2 yıla kadar hapis ve 250.000 dolara kadar para cezası ile cezalandırılacakları öngörülmüştür. Ancak Yüksek Mahkeme bu düzenlemeyi “Demokratik toplumda serbest toplumsal fikir alışverişinin sağlayacağı toplumsal yararın, internet’te sansürün sağlayabileceği toplumsal yararla karşılaştırılmayacak düzeyde önemli olduğu” sebebiyle iptal etmiş, internet servis sağlayıcılarının ceza sorumluluğundan kurtulmak için pornografik ve şiddet içerikli yayınları sansüre tabi tutmalarını Anayasaya aykırı bulmuştur[3].

Almanya’da ise, 1997 tarihli Teleservisler Yasası (Teledienstegesetz) ile, internet içeriğini hazırlayıp sunan kişinin (Inhaltsangbieter-İçerik sağlayıcı), doğrudan genel hükümlere göre sorumlu olmasını; başkalarının hazırladığı içeriği sunanların ise (servis sağlayıcı-service provider), bu içeriği bildiği ve teknik olarak buna ulaşma olanağına sahip bulunmaları halinde sorumlu olmalarını; başkalarına ait içeriğe ulaşılmasına sadece aracılık edenlerin, geçiş sağlayanların (Erişim sağlayıcı-Access Provider-Zugangsvermittler) ise sorumlu olmamalarını yönünde düzenleme getirilmiştir[4].

Münih Sulh Ceza Mahkemesinde görülen bir ceza davasında konuya ilişkin Prof. Ulrich Sieber’den alınan görüşte, sorumluluğun belirlenmesinde toplumsal yarar, teknik olanaksızlıklar ve serbest bilgi akışı kavramları esas alınmış ve bu kavramlardan hareketle erişim sağlayıcının sorumlu olmayacağı sonucuna ulaşılmış; siber erişim sağlayıcının sorumlu tutulmaması aşağıdaki hususlar esas alınarak açıklanmıştır[5] :

Toplumsal yarar       : Erişim sağlayıcının davranışları toplumsal yarar sağlamaktadır. %99 hukuka uygun ve toplumsal gereksinimlere yanıt veren yararlı nitelikte olması;

Teknik olanaksızlık : Erişim sağlayıcının serverlarından aynı anda birçok kaynaktan gelen bilgi akışı sağlanmakta olup, bunların denetlenmesinin olanaksız olması;

Serbest Bilgi akışı    : Netteki bilgilerin dışarıdan anlaşılmasının olanaksız olması ve varsayımsal olarak kontrolünün bile çok geniş çaplı bir sansür neticesini doğuracağı, bu durumun da ancak totaliter ve antidemokratik sistemlerde gerçekleşebileceği.

İnternette işlenen suçlarla etkin mücadelenin sağlanmasına yönelik olarak Avrupa Birliği bünyesinde de önemli çalışmalar yapılmıştır. İlk uluslararası sözleşme olan “Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi” ülkemizde 2014 yılında yürürlüğe girmiştir.  Bahse konu sözleşme telif haklarının ihlali, sahtecilik eylemleri, çocuk pornografisi ve ağ güvenliğine ilişkin suçlar ile mücadelede işbirliğini öngörmektedir[6].

Ülkemizde ise “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi” Hakkında 5651 Sayılı Kanun, 04.05.2007 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

  1. 5651 Sayılı Yasa Kapsamında Internet Sujelerinin Sorumluluğu

5651 Sayılı Yasa’nın 1. maddesinde yasanın amacı ve kapsamı açıklanmış, 2. maddesinde ise terimlerin tanımlarına yer verilmiştir[7]. İnternet ortamında bireylerin sorumluluklarının belirlenmesinde bu maddede “içerik sağlayıcı”, “yer sağlayıcı”, “erişim sağlayıcı” ve “toplu kulanım sağlayıcı” kavramlarının tanımları önem arz etmektedir. Zira bireylerin netteki ceza sorumluluklarının belirlenmesinde, içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı ya da erişim sağlayıcı rollerinden hangisini aldıkları önem arz etmektedir.

“5651 Sayılı Yasa” verdiği tanımlar ve yaptığı açıklamalar ile ceza sorumluluklarının saptanmasında başvurulacak yardımcı bir yasal kaynaktır. Kanun, internet erişiminin engellenmesini, içeriğin yayından çıkarılmasını sağlar, cevap hakkı kurumlarını düzenler ve ayrıca internet kabahatler yasası niteliği taşır[8]. Aşağıda 5651 sayılı Yasa’da yer alan, içerik sağlayıcı, erişim sağlayıcı, yer sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların sorumlulukları kısaca özetlenmiştir.

İçerik sağlayıcı, internet ortamındaki bilgi, belge veya veriyi üreten, değiştiren, sağlayan gerçek veya tüzel kişidir[9]. Basın Kanunu kapsamındaki eser sahibi ile aynı niteliklere haizdir[10]. Nette sorumluyu tespit etmek için içeriği oluşturan, içerik sağlayıcının bulunması gerekmektedir. 5651 Sayılı Yasanın 4. Maddesi içerik sağlayıcının, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu olmayacağını, ancak sunuş şeklinden o içeriği benimsediği ve kullanıcının o içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumlu olacağını düzenlemektedir. Bu hüküm yardımcı norm niteliğine sahip olup, yasal karine olarak anlaşılmamalıdır[11]. Yani hakim iştirak kurallarını da dikkate alarak, ceza hukuku ilkelerine uygun olarak içerik sağlayıcının sorumlu olup olmadığını belirlemelidir.

“Yer sağlayıcı” internet ortamında hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişilerdir. Bu kişilerin, yer sağladığı içeriğin hukuka aykırı olup olmadığı hususunda kontrol veya araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Yer sağlayıcının sorumluluğu, Ceza Kanunu’nun iştirak kurallarının gerektirdiği hallerde olabilir. Yer sağlayıcı içeriği kontrol etmekle yükümlü değildir. Yer sağlayıcının, yer sağladığı içeriği kontrol etme ve içeriğe erişme yetkisi bulunmamakta, yer sağlayıcının içerik sağlayıcıya ait bilişim sistemine girerek içeriğe müdahale etmesi TCK 243 ve devamı maddelerinde yer alan bilişim sistemine girme suçunun işlenmesi anlamına gelmektedir[12]. Yer sağlayıcının içeriği kaldırma yükümlülüğü, ancak 5651 Sayılı Yasa’nın 8. ve 9. Maddelerine göre haberdar edilmesi halinde söz konusu olur.

“Erişim sağlayıcı” kullanıcılarına internet ortamına erişim olanağı sağlayan gerçek veya tüzel kişileri ifade eder. Bu hususta atıfta bulunduğumuz Alman Mahkemesi kararında belirtilen ilkeler kabul edilmelidir. Ancak kanun koyucu, erişim sağlayıcıya da, yer sağlayıcıda olduğu gibi, cezai sorumluluk yüklememekle beraber, erişim sağlayıcıyı, haberdar edilmesi halinde içeriğin kaldırılması yükümlülüğü altına sokarak idari para cezası yaptırımına bağlamıştır. Bu uygulama, internet özgürlüğünü kısıtlayıcı niteliktedir. Ayrıca erişim sağlayıcının içeriği erişimden çıkarması teknik olarak mümkün olmayabilir.

“Toplu kullanım sağlayıcılar” kişilere belli bir yerde, belli bir süre için internet ortamı sunan gerçek yada tüzel kişilerdir. Yasa ticari amaçlı olsun ya da olmasın tüm toplu kullanım sağlayıcılara konusu suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirler alma yükümlülüğü getirmiştir. Bu hüküm tek başına cezai sorumluluk sonucunu doğurmaz.  Yasada herhangi bir yaptırım öngörülmemiştir. Ticari amaçla kullandıranlar, bu konuda da denetimine tabi olduğu mülki amirin kontrolünde olacaklardır. Yine “İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik” 5. maddesinde ticari amaçla toplu kullanım sağlayıcılarına, konusu suç teşkil eden içeriklere erişimi önleyici tedbirler alma yükümlülüğü getirilmiş ve aynı yönetmeliğin 11. Maddesi ile bu yükümlülüğe uyulmaması halinde idari para cezası öngörülmüştür.

İnternette sorumluluğu incelerken, elbette ki internetin bir diğer aktif süjesi olan “kullanıcılara” da yer vermek gerekmektedir. Kullanıcıların, istisnai suçlar haricinde sadece bilgisayarda görme, kaydetme fiillerinden sorumluluğu söz konusu değildir. Ancak belirli pornografik suçlarda, TCK m. 245/A düzenlemesinde yer bulan “hackerlik suçlarında” salt bulundurma hali dahi ceza sorumluluğunu gerektirmektedir.

İnternet, bir kitle iletişim aracı olarak birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Her geçen gün internette işlenen suçların niteliği ve niceliği değişmektedir. Nette işlenen suçlarla mücadelede sadece erişimi engelleme ya da yayından çıkartma yaptırımları ne yazık ki yeterli olmamakla birlikte, bu alandaki suç kapsamları da teknolojinin ilerlemesi ve bu aracın kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte gün be gün genişlemektedir. Çoğu zaman bu tür yaptırımlar, nette özgürlükleri kısıtlamaktan öteye gidememekte ve hatta kişilerin Anayasa doğrultusunda sahip oldukları kişi haklarını da kısıtlamaya yönelik uygulamalar içermektedir.

İnternette, özgürlüklere daha geniş bir alan tanınması ve bilinçli internet kullanımının yaygınlaştırılması hakkında çalışmalar yapılması halinde, sağlayıcılar ve kullanıcılar nette uyulması gereken sınırları ve sınırların kapsamlarını bilebilecek (örn; siber zorbalığın kapsamını öğrenecek ve bu davranış şeklinden vazgeçecek), böylece hem bu alandaki suç oranları düşecek hem de özgür bir ortamda gelişim, değişim ve erişim sağlanabilecektir.

Kaynakça

 Erman, Barış, Alman Hukukunda İnternetten Kaynaklanan Ceza Sorumluluğu, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/96014, (25.02.2020)

 İçel, Kayıhan, Kitle İletişim Hukuku, 10. Bası, İstanbul 2013,

Yetim, Servet, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki Kanun ile Kamu Bilgi İşlem Merkezi Yöneticilerine Getirilen Yükümlülükler, Terazi Dergisi, Nisan 2009, Sayı 32

Yıldız, Sevil, Suçta Araç Olarak İnternetin Teknik ve Hukuki Yönden İncelenmesi, http://uvt.ulakbim.gov.tr/

http://www.mevzuat.gov.tr/

 

 

[1] İçel, Kayıhan, Kitle İletişim Hukuku, 10. Bası, İstanbul 2013, s.466

[2] Yıldız, Sevil, Suçta Araç Olarak İnternetin Teknik ve Hukuki Yönden İncelenmesi, http://uvt.ulakbim.gov.tr/

[3] İçel, s. 467

[5] İçel, s.468

[6] İçel, s.469

[7] http://www.mevzuat.gov.tr/

[8] İçel, s.480

[9] Erman, s.212

[10] TCK’nın 6. Maddesinin (Tanımlar başlıklı) g bendinde “basın ve yayın yolu” ile deyimi, “her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar” olarak tanımlanmıştır. Ancak bu hüküm olmasaydı dahi yorum yolu ile internetteki basın ile dar anlamdaki basın arasında hukuki sorumluluk açısından fark olmayacağı sonucuna varılabilirdi. Bkz. İçel, s.490.

[11] İçel,s.481


Etiketler: ,