• +90 212 325 23 00
  • Levent Mah. Beyazkaranfil Sok. No:18 Posta Kodu:34330 Beşiktaş/İSTANBUL

Simülasyon Çağında, Yapay Zekânın Hukuki Kişiliği Ve Ceza-İ Sorumluluğu

Simülasyon Çağında, Yapay Zekânın Hukuki Kişiliği Ve Ceza-İ Sorumluluğu

Simülasyon Çağında, Yapay Zekânın Hukuki Kişiliği Ve Ceza-İ Sorumluluğu

  • 12.02.2020

Simülasyon Çağında, Yapay Zekânın Hukuki Kişiliği Ve Ceza-İ Sorumluluğu

GİRİŞ

Robot biliminin gelişmesi ve teknolojinin bu konuda ilerlemesi üzerine robotlar hayatın olağan akışının bir parçası olacağı öngörülmektedir.Robotların kullanımı arttıkça kendi aralarında ki iletişim ve insan ilişkilerinin içerisine girmesi ile birlikte hukuki sorumluluklar doğacaktır. 2022 yılı itibarıyla pek çok kişinin kendine ait kişisel bir robotu olacağı tahmin edilmektedir.[i] İnsan görünümlü olup olmadıklarına bakılmaksızın, insana veya başka bir canlıya dair bir kısım fonksiyonları yerine getirebilen çeşitli makinelerin yapılması fikri yeni değildir. Tarih boyunca adına “otomat” da denilebilecek çeşitli mekanizmalar üretilmiştir. Örneğin: Hobbes’un yüzyıllar önce bilgisayımsal zekâ teorisini ortaya attığı, Descartes’in ise makinelerin düşünme yeteneklerine dair sorgulamalar yaptığı bilinmektedir[ii]. Bu hususta yapay zekanın felsefi ve hukuki olarak kişilik hakkı sahibi olabilme ihtimali durumunda ortaya çıkan tehlike veyahut zarar suçlarında kimin sorumlu tutulacağına dair giderilme konusunda güncel mevzuat tartışılıp olası mevzuat ve olabilmesi mümkün mevzuat hakkında önerilerde bulunacaktır.

  1. YAPAY ZEKA NEDİR?

Yapay zekânın birçok tanımı olmakla birlikte, en yaygın; “bir bilgisayarın ya da bilgisayar denetimli bir makinenin genellikle insana özgü nitelikler olduğu varsayılan akıl yürütme, anlam çıkartma, genelleme ve geçmiş deneyimlerden öğrenme gibi yüksek zihinsel süreçlere ilişkin görevleri yerine getirme yeteneği” olarak tanımlanmaktadır.[iii] Yapay zekâ, programlanmış bir bilgisayarın düşünce girişimine verilen isimdir. Yapay zekâ çalışmalarının başlangıcı modern bilgisayarın geçmişi kadar geriye gitmektedir. Fikir babası, makinelerin düşünmesi fikrini tartışmaya açan Alan Mathison Turing’dir.[iv] 1943 te İkinci Dünya Savaşı sırasında Kripto Analizi ihtiyaçları için üretilen cihazlar sayesinde bilgisayar ve yapay zekâ kavramı oluşmuştur. Günümüzde yapay zekâ ve robotlar, işlemci kapasitesindeki artış, işlenebilen veri boyutundaki artış, yatırımlardaki artış ve yeni algoritmaların etkisi ile tarihindeki en hızlı ilerlemeyi göstermektedir. Yapay zekâyı artık hayatımızın her noktasında kullanmaya başlamış durumdayız. Yaygın bazı örneklerinden bahsedersek; büyük şehirlerin en büyük problemlerinden biri olan trafik için yapay zekânın bir çözüm yaratması için çalışmalar yapılmaktadır. Hayatımızın bir parçası haline gelen navigasyon uygulamaları anlık olarak en hızlı güzergâhı, yol çalışmalarını, kazaları vb. trafik sebeplerini göstermektedir. Uçak yolculuklarında yolculuğun çoğunda otomatik pilot kontrolde olmakta ve uzun yıllardır uçuşların ortalama sadece 7 dakikasında uçak insanların kontrolünde olmaktadır.[v]

  1. YAPAY ZEKANIN TARİHSEL GELİŞİMİ

Leibniz'in hesap makinasının güncel bir kopyası (Hannover, Almanya, Hannes Grobe, CC BY 3.0)

Gottfried Wilhelm Leibniz yapay zekanın ilk büyük tarihsel atılımlarından birini yapmıştır.İlk mekanik dört işlem yapan hesap makinesi Gottfried Wilhelm Leibniz ye aittir.17. Yüzyıl şartlarında bu buluş bir yapay zeka başarısı idi. Gottfried Wilhelm Leibniz En basit kişinin bile makine kullanarak kesinlikle yapabileceği hesaplar için mükemmel insanların saatlerce köleler gibi uğraşmasına değmez!” diyordu[vi].

1950 Alan Turing : Düşünce sisteminin dijitalleştirilme olasılığının var olduğunu bilim dünyasına göstermiş oldu. Yapay zekanın felsefesi de ilk defa Turing tarafından bir temele dayandırılmış oldu. Alan Turing’in yaptığı çözümler “makine düşüncesi” gibi kavramların da ortaya çıkmasına neden oldu. yapay zekânın temel sorusunun kesin cevabını bulmuştu: İnsanların yapabilip makinelerin yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Bu bilgisayarların “evrensellik” özelliğinin, yani bir kural dizisine göre çalışan her sistemi (insanlar da fiziksel sistemler olarak bu kapsama giriyor) “taklit edebilme” yeteneğinin bir sonucudur. Turing’in 1950’de önerdiği ve bilgisayarların insan bir sorgucuyu kandırabilecek düzeyde insan taklidi yapmalarını öngören “Turing testi” senaryosu, halen yapay zekâ sistemlerinin önündeki temel hedef olarak değerlendirilir.

Turing’den bu yana yapay zekâ çalışmaları birbirine rakip gibi görünen iki farklı ekol bazında ilerlemiştir: Leibniz geleneğinde kural tabanlı bir tür mantık makinesi inşa etmek peşinde olanlar bir tarafta, insan beyni veya biyolojik evrim gibi doğal hesaplama sistemlerinden esinlenen ve gerçek dünyadan toplanan veriler arasındaki ilişkilerden anlam süzmeyi hedefleyenlerse diğer taraftadır.

  • 1951-1960 Game AI : Christopher Strachey, Dietrich Prinz tarafından geliştirilen ve Manchester Üniversitesi bilgisayarı olan Ferranti Mark 1 isimli bilgisayar kullanılarak yapılan oyunlardır. Oyun satranç oyunu oynamak için belirli hamlelere karşılık verecek nitelikte geliştirilmişti. Strachey bir satranç oyuncusu, Prinz ise bir dama oyuncusu geliştirmişti. Her iki programda birkaç yıl içerisinde gerçek bir rakiple nitelikli mücadele etmeyi başardı.
  • Logic Theorist : Yine 1950’li yıllarda geliştirilen program, düşüncelerin dijitalleşmesinin temelini atan bir yapıya sahipti. Hipotetik senaryoların kullanıldığı program, düşüncelere mantıksal yaklaşımlarda bulunuyordu.
  • Moore Yasası : Moore yasasının işlem kapasitesini artırması sonucu IBM tarafından geliştirilmiş yapay zeka satranç oyunu dünya satranç şampiyonunu yenmişti.

Yapay zeka ayrıca 1980’lerin sonunda Japon hükümeti tarafından desteklenen bir programda adını tekrar dünyaya duyurdu. Amerika’da yapılan yatırımlar 1970’lerde sorgulanıyordu. Yapay zekanın kışı olarak adlandırılan dönemde yapılan yatırımların karşılığını vermediği düşüncesi böylece sonlanmış oldu. 1993 yılından günümüze kadar olan süre ise yapay zekanın daha fazla kişi tarafından duyulmasına neden oldu. Bilim insanları arasındaki popülarite de bu dönemlerde arttı.

Günümüzde yapay zeka kavramı sadece bilgisayar bilimleri ile ilgilenen akademisyenlerin çalışmalarında kullanılmıyor. Her alandaki bilim insanları yapay zekadan yararlanarak çok önemli çözümlere ulaşıyor.

Yapay zekanın tarihi gelişimi 2010 yılından itibaren mobil cihaz kullanımlarının artması ile oldukça konuşulur oldu. Bu süreçte firmaların insan gündelik davranışlarını analiz etmesi etkili oldu. Artık yapay zeka, problemleri o kadar nitelikli bir şekilde çözüyor ki çok önemli köşe taşlarına ulaşıyoruz. Bu sebeple Ramon Llull gibi isimlerin yaptığı katkılar da daha iyi anlaşılır hale geliyor. Düşüncedeki sorgulamalar yeni adımların ortaya çıkmasında çok önemli rol oynuyor.

Günümüzde; Amazon, Google, IBM gibi firmaların geliştirdikleri veri tabanları ve elektronik cihazlar tamamen yapay zekaya uygun şekilde dizayn ediliyor. Her gün geliştirilen sistemler günümüzü, insanlık tarihinden beri yapılan birikimli ilerlemeden çok farklı bir konuma getirmiş durumdadır[vii].

  1. FELSEFİ YAKLAŞIMLA YAPAY ZEKA[viii]

Bulanık mantık (fuzzy logic) yapay zekanın temelidir. Bulanık mantık, insan deneyimi ve insana ait çeşitli veriler, yapay zeka gibi teknolojiler tarafından kullanılmaya müsait bir şekilde makinelere aktarılıyor. Bu bilgisayar ortamına aktarılarak işlenebilir hale gelen yani matematiksel olarak ifade edilen veriler makinelere yetenek kazandırıyor. Çünkü aslında bu veriler insana ait ve de sözel veriler.

Bulanık mantık bir tür şifrelemeyi başka bir tür şifrelemeye dönüştüren bir formül gibi de düşünülebilir; ara değerlere sahiptir.Bulanık mantık üç aşamadan oluşur;

  1. Bulanık kümelerin oluşturulması,
  2. Kümeleri kullanarak kurallar yazılması,
  3. Karar verme sürecidir.

Yapay zekaya sahip bir otonoma insan denilenbilir mi, sorusundan önce insan nedir sorusunu cevaplamak gerekir.İnsan, düşünen, konuşan, değer üreten ve duygulanan varlıktır.Gündelik yaşamda insan politika, iş, aş, zaman, hareket vb zihinsel faliyetleri düşünür.İnsan konuşan varlıktır niteliğini göz önünde bulundurursak, robotlarında kendi aralarında etkileşim içinde bulunudukları görülmektedir. Bir diğer nitelik ise insan duygulanan varlıktır.Bu nitelik üzerinde durulacak olursa, insan bir coğrafyaya doğmuş olur ve bu coğrafya kültürel zeminde duyguları oluşturur. Bu hususta robotlarla insanlar arasında bazı ortak noktalar vardır ancak robotların duygusal kaygıları olacak mıdır sorusu ile robotların bilinç ve iradesi bulunacak mıdır gibi çeşitli sorular gündeme gelecektir. Ayrıca erdem veya değer dediğimiz kültürel ve evrensel zeminlerinin kayması, teknoloji ile birlikte tartışma konusu olarak açılacaktır.Evrensel zeminde yalan söylememek erdemdir dediğimizde ileride zihinlerin okunuduğu ortamda yalan söylememek bir erdem olmaktan çıkabilir.

Matrix filminde bilgisayar ortamında ki simülasyon ortama matrix denirdi filmde geçen diylogta gerçek nedir sorusunun cevabı olarak elektrik sinyallerin beyinde yansıması yani varoluşun tamamı atomlardan ve onların geometrik dizimlerinden ibarettir, fotonlarla buluşması sonucu zihin ortamında bir illüzyon yaratılıyor.Felsefe gerçek nedir, hakikat nedir gibi soruların yanıtını ararken tat koku ışık ses görüntüye ikincil nitelikli bilgi denir ve felsefe bunu tür bir bilgiyi hakikatin kaynağı olarak ele almaz. PLATONUN MAĞARA ALEGORİSİNDE muhayyile edilen ile gerçeklik çeliştiğinde ikincil bilginin ilüzyonnu yani mağarada bulunan insanların algısı ikinicl nitelikli bilgi kapsamında gölge dünyası olarak adlandırıyor.John Bodriel gölge dünya idesini şu sözüyle destekler “Gerçeğin çölüne hoş geldiniz.”  Ayrıca Nick Boss Romda etkilenerek simülasyon argümanı makalesinde simülasyonda yaşıyoruz der, ve insanlarında yapay zeka alanında bir simülasyon yarattığını iddia eder.Frankkurt okulunun bireyin tanımında kapitalizmin bireye tanıdığı özgürlükten söz eder ve insan isim veren varlıktır bu felsefenin temelidir yapay zeka insanlar gibi isim verip ayrıştırmaya başlarsa hukuki olarak ayrımcalıklar ve tehlikeler bu hususta başlar.

  1. MAKİNE ÖĞRENME VE DERİN ÖĞRENME YÖNTEMLERİ

Makine öğrenimi, 1980’lerde açığa çıkmış olup veri madenciliğin kullanılması ile beraber daha popüler hale gelmeye başlamıştır. Sunmuş olduğunuz veriler ve parametreler ile benzetimler yaparak, sizden daha iyi tespitlerde bulunan, programlamadıklarınızı da açığa çıkarabilen, kendi kendini eğitebilen sistemlerdir.

Derin öğrenme, 2010’lu yıllarda kullanılmaya başlanmış, büyük veri denizi ile tek bir katmanda değil, birçok katmanda makine öğreniminde kullanılan hesapları tek bir seferde yapan, makine öğreniminde tanımlamanız gereken parametreleri bile kendisi keşfeden, belki de daha iyi parametreler ile değerlendirmelerde bulunabilen bir sistemdir.

Halk dili ile tüm bu süreçlere yapay zeka dersek, insanlardan daha hızlı öğrenen, daha nitelikli sonuçlar açığa çıkaran bu sistem önemli hale gelmekte. Putin’in “Yapay zekada lider olan, Dünya’nın hakimi olur” söylemi bu bilgiler ışığında hiç de yabana atılacak cinsten değil. Elon Musk’ın “Yapay zeka 3.Dünya Savaşı’na neden olabilir” tespitini de göz önünde bulundurmak gerekiyor[ix].

  1. YAPAY ZEKANIN HUKUKİ KİŞİLİĞİ

Gelişen teknoloji ile birlikte yapay zekanın insan hayatının önemli bir parçası olarak yer edinmesi muhtemel gelecektir.Bununla beraber yapay zekanın olası vakalarına ilişkin hukuki problemlerde kişilik kazanması tartışma konusudur. Doktrinde CALO robotların ve yapay zekâ sistemlerinin insan ile eşya arasında yeni bir hukuk öznesi kategorisi oluşturabileceğini belirtmektedir[x].   HUBBERDS ise Kişilik haklarını şu şekilde tanımlar;

1-Kişi çevresi ile iletişim kurma ve karmaşık düşünce yeteneğine sahiptir.

2-Hayat planını veya yaşam amacını elde etmek için endişe taşır ve ben olma duygusu ile hareket eder.

3-Kendi çıkarlarına dayalı bir toplulukta yaşama yeteneğine sahip olmalı.

Hubberd tanımından yola çıkarsak karma zekaya ayırt etme gücüne ve iradeli bilince sahip olunduğunda kişilik atfedilebilir.

AVRUPADA VE TÜRKİYEDE İSE TARTIŞMALAR SÜRMEKTEDİR

Avrupa’da robotların hukuki statüsüne ilişkin olarak 2012 yılında başlayan Robolaw Projesi’nde robotların hukuki sorumluluğundan bahsedebilmek için öncelikle robotları üç başlık altında gruplamışlardır. Robotları, otonom robotlar, otonom olmayan robotlar ve akıllı robotlar olarak üçe ayırmışlardır[xi].Otonom robotlar, kendi başına yani dışarıdan herhangi bir müdahale olmaksızın kararlar alarak bu kararları dış dünyada yine kendi başına uygulayabilen robotları ifade etmektedir. Bu çerçevede, karar ve eylemlerinin uygulamasına dışarıdan müdahale edilebildiği ve böyle bir müdahale olmaksızın karar ve hareket eylemi gerçekleştiremeyen robotları otonom olmayan robotlar olarak tanımlanmaktadır. Akıllı robotlar ise, çevreyi algılayarak ve/veya dış kaynaklarla etkileşerek bu algılama ve etkileşim neticesinde davranışlarını uyarlayarak görev yapabilen robot olarak tarif edilmektedir. Bu tariflerden hareketle yapay zekâlı robotun sorumluluğundan bahsedebilmek için türlerine göre öncelikle hukuki bir kişilik kazanması gerektiği görülmektedir. Robotların türlerine yönelik açıklamalardan sonra otonom olmayan robotların sorumluluklarından bahsetmenin mümkün olmadığı açık olarak görülmektedir. Nitekim bu robotlar, kendi başına herhangi bir karar alıp uygulayamadığı için sorumluluk hukuku çerçevesinde robotlara dair herhangi bir sorumluluktan bahsedilemeyecektir. Avrupa Parlamentosu Robotlar Hakkındaki Medeni Hukuk Kurallarına dair önergesinde[xii], elektronik kişi olarak tanımladığı ve kabul ettiği robotların akıllı, otonom kararlar alabildiği veya üçüncü kişilerle etkileşim kurabildiği takdirde eylemleri açısından sorumluluğunun bulunacağını ve ancak bu şekilde robotlara hukuki kişilik tanımlanabileceğini vurgulamaktadır. Ne zaman ki bir robot başka biri tarafından kontrol edilemezse o zaman kendisine hukuki kişilik atfedilmesi gerektiği Parlamento tarafından ifade edilmektedir. Önergede robotların hâlâ insanoğlu tarafından kontrol edildiği, bu nedenle şu an için hukuki kişiliğine kavuşamadığı belirtilmiştir. Türk Hukuku’nda yapay zekâ ve robotlar hakkında yasal düzenleme bulunmamakla birlikte, ancak mevcut kanunların kıyasen uygulanması yoluna gidilerek çözüm bulunabileceği bir aşamada olduğumuzu söyleyebiliriz.

Kıyasen uygulanması düşünülen maddelerden bahsetmeden önce Türk Hukuku’nda kişilik kavramı üzerinde durmak yerinde olacaktır. Robotlara hukuki süje olarak kişilik hakları tanımlayabilmemiz için, robotların ne gibi eylem ve işlemleri yapabilme kabiliyetlerinin olduğunu tespit etmek önemlidir. Bu çerçevede Türk Hukuku açısından robotların hukuki süje olarak tanınıp tanınmayacaklarını belirleyebilmek amacıyla Türk Mevzuatını incelediğimizde hak ve fiil ehliyeti noktasında konuyu incelemekte fayda görülmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 8. maddeye göre, “Her insanın hak ehliyeti vardır. Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara sahip olmada eşittir.” Türk Medeni Kanununun 9 ve 10. Maddesi[xiii] ile de, fiil ehliyetine sahip olan kimsenin (ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyetinin olduğu) kendi fiilleriyle hak edinebildiği ve borç altına girebildiği düzenlenmiştir. Kanunun lafzından hareketle, fiil ehliyeti bir kimsenin kendi fiil ve davranışlarıyla, kendi isteğiyle hak kazanması, bu hakları değiştirmesi, ortadan kaldırması, borç altına girmesi, borçları değiştirmesi, ortadan kaldırması yani bir diğer deyişle kendi fiilleriyle hak kazanması ve borç altına girebilmesi olarak tarif edilebilir. Hukukta kişi kavramı hak ve borçlara sahip olabilen varlıkları ifade eder[xiv]. İnsan olmak ise, hukuki kişiliğe sahip olmanın -tüzel kişilik bunun apaçık örneğidir- gerekli bir koşulu değildir[xv]. Şöyle ki, hukuk düzeni biri gerçek kişi, diğeri tüzel kişi olmak üzere iki türlü kişi kabul etmektedir. Gerçek kişiler sadece insanlardan ibarettir. Tüzel kişiler ise, belli bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulmuş ve hukuk düzeninin aradığı koşullara sahip bulunan kişi toplulukları ile mal topluluklarıdır. Hem gerçek hem de tüzel kişi hak ve sorumluluklara sahip olmasından ötürü dava açma, aleyhine dava açılması, mülkiyet hakkı gibi birçok temel haklara sahiptir. Bu durumda mevcut hukukta “kişi” sayılmayan ancak akıllı olan, öğrenen ve kendi inisiyatifleri ile hareket edebilen otonom robotlar üretildiğinde, robotlar ve kullanıcıları bu fiillerinden nasıl sorumlu tutulabilir?

ROBOTLARA HUKUKI SÜJE OLARAK KIŞILIK HAKLARI TANIMLAYABILMEMIZ IÇIN, ROBOTLARIN NE GIBI EYLEM VE IŞLEMLERI YAPABILME KABILIYETLERININ OLDUĞUNU TESPIT ETMEK ÖNEMLIDIR[xvi]

E-ROBOTLAR BİR VATANDAŞ OLABİLİR Mİ: SOPİHA

Sophia Vatandaş Olabilir mi?[xvii]

Geçtiğimiz günlerde medyada büyük yankı uyandıran bir olay gerçekleşti. Suudi Arabistan, Sophia isimli insansı bir robota vatandaşlık verdiğini açıkladı. Bu durum kimi çevrelerce heyecanla karşılasa da kimileri endişe ile izledi. Kuşkusuz bir robota vatandaşlık verilmiş olması hukuksal olarak bazı soruları da beraberinde getirdi. Bir robotun vatandaşlık hakkı ve buna bağlı olarak sorumlulukları olabilir mi? Bu soruyu cevaplayabilmek için öncelikle daha basit bir soruya cevap bulmalıyız: Bir robot hak sahibi olabilir mi? Hukuk dünyaya ikili bir gözlükle bakar: insan ve eşya. Ancak belirtmek gerekir ki modern hukuk sistemleri, hayvanların eşya statüsünde görülmemesi gerektiğine dair yaklaşımlar da içermektedir. Bununla birlikte, bizler birtakım hak ve yükümlülüklere insan olduğumuz için sahip oluruz. Bu kişiliğin analizi için başlangıç noktasıdır.F.Patrick Hubbard’a göre kişilik hakkı sahibi olabilmek için, bir varlığın: Çevresi ile iletişim kurma ve karmaşık düşünce yeteneği, hayat planını veya yaşam amacını elde etmek için endişe duyan ben olma duygusu ve diğer insanlarla karşılıklı kendi çıkarlarına dayalı bir toplulukta yaşama yeteneği olmalıdır[xviii].     

Bunlara sahip olan bir varlık, kişi olarak muamele görme hakkına, en azında bir öncelik hakkına sahip olacaktır. Bakıldığında çevre ile etkileşim robotlar bakımından minimum gereklilik gibi gözükmektedir. Ayrıca Hubbard’ın belirttiği, ben olma duygusunu ve toplumda yaşama isteğini robotlara programlarla ne kadar ekleyebiliriz soruları şimdilik cevapsız duruyor. Bu bakımdan insan tarafından, yapay olarak üretilmiş robotlara kişilik bahşetmek de pek mümkün gözükmüyor.

Hukukun bir varlığa kişilik tanırken hangi kriterlere öncelik verdiğine ilişkin olarak, Chopra ve White ise şunları belirtiyor: Bilişsel görevler yerine getirme kapasitesi, parayı kontrol edebilme kapasitesi ve bilinç unsuru[xix]

Ancak bu yaklaşımlar eleştiriye açık noktalar içeriyor. Örneğin, bilişsel görevleri yerine getirmede yetersiz olabilen zihinsel engellilerin de kişiliğe sahip olması gibi. Bunun yanında hukuk düzeni, tüzel kişi gibi insanlar dışında bir kısım insan ve mal topluluklarını da kişi olarak görüyor ve insana has olanlar haricinde, onların da bir kısım hak ve borçlara ehil olabileceğini kabul ediyor.

Robotik alanındaki hızlı gelişmeler, yapay zekalı robotların da hukuken özne olabileceği fikrini ateşliyor. Bunun sonucu olarak, robotun hukuki kişiliği ile ilgili çeşitli tezler ortaya atılıyor. Yapay temsilci, elektronik kişilik, kölelik bunlardan bazıları. Doktrinde Calo’ un  belirttiği üzere, robotların ve yapay zekâ sistemlerinin insan ile eşya arasında yeni bir hukuk öznesi olarak düşünülmesi söz konusu olabilir[xx]. Şüphesiz robotların hukuki statü olarak yerleştirileceği yer, onların sahip olacağı hakların ve sorumlulukların belirlenmesinde önemli rol oynayacaktır. Otonomlaşma seviyesi artan, kendi başına karar alıp uygulayan ve insan görünümlü olan robotlar söz konusu olduğunda, mülkiyet hakkına dayanarak kötü muameleye maruz kalmaması beklenecektir. Bu da bizi hayvan haklarında olduğu gibi saygıyla muamele görme hakkına götürebilir.

Peki bunların çok ötesinde, vatandaşlık hakkını bir robota verirken neye dayanılabilir? Burada kısaca vatandaşlık hakkına değinmek gerekir. Vatandaşlık, günümüzde ülkedeki hukuk düzeninin tanıdığı tüm haklardan yararlanan gerçek kişilerin durumunu ifade etmektedir[xxi]. Ayrıca vatandaşlık hem hak hem de yükümlülükleri taşır. Örneğin bir robotun oy verme hakkı veya vergi verme yükümlülüğü olabilir mi? Bu bakımdan gerçek kişi diyemeyeceğimiz bir robot için ancak tabiiyet kavramını kullanabiliriz. Çünkü tabiiyet, bir kişi (gerçek veya tüzel kişi) veya şeyi (gemiler ve hava araçları)  devlete bağlayan hukuki ve/veya siyasi bağı ifade eder. Dolayısıyla yukarıda kişilik ile ilgili yaklaşımlardan da yola çıkarak bu sonuca ulaşabiliriz[xxii].5

Ayrıca vatandaşlık, toplumdaki bir statüdür. Genel olarak, belirli bir siyasi düzende yasal hakları olan bir kişiyi tanımlar ve her zaman bir dışlama unsuru içerir. Çünkü bazı insanlar vatandaş değildir. Suudi Arabistan’a baktığımızda, Sophia’nın çarşaf giymeden, yanında erkek olmadan sokağa çıkabilme hakkı var. Bunu robot olduğu için elde ettiğini söylersek iki argüman üretiriz:

  1. Robotun cinsiyeti olmak zorunda mı?
  2. Robotlar bazı insan gruplarından üstün olabilir mi?

Sonuç olarak, buna benzer hukuksal düzenlemelerin altında bazı politik sebeplerin yattığını da unutmamak gerekir. Veliaht prensin yapmak istediği açılımlar göz önüne alındığında, robotun kadın olarak tasarlanması hatta tasarımına saç eklenmemesi ve böyle bir varlığa “vatandaşlık” verilmesi toplumu bazı radikal yeniliklere hazırlamak için düşünülmüş olabilir. Ayrıca Prens, ülke ekonomisinin petrolün ötesine geçmesini istediği Vision 2030 adlı iddialı bir programı hazırlamış durumda. Bu program kapsamında amaç, gelişmiş üretim, biyoteknoloji, medya ve havayollarıyla dünyanın en iyi iş merkezini yaratmaktır. Bu gibi adımlar atılarak, yatırım yapmak isteyen şirketler ülkeye çekilmek isteniyor olabilir[xxiii].

  1. YAPAY ZEKA CEZAİ SORUMLULUĞU

Yapay zeka gün geçtikçe daha çok söz hakkı sahibi olacalardır.Örneğin

Çin’de vatandaşların caddelerdeki, sokak aralarındaki, kamusal alanlardaki normal ve sıra dışı hareketlerini gözlemleyen bir yapay zeka üretilmiş olup bu yapay zeka sahip olduğu sistem sayesinde insan davranışlarını kendi içlerinde ayrıştırıp konumlayarak bazı insanları hedef göstermekte ve neticesinde vatandaşlara yönelik gözaltı tedbirinin uygulanmasına neden olmaktadır[xxiv]. İngiltere’de ise geliştirilen hakim algoritmasının[xxv], AİHM dava dosyalarının %79’unda hakim ile aynı doğrultuda karara varmış olduğu tespit edilmiştir[xxvi] [xxvii]. İflas avukatı olan ve bünyesinde çalıştığı Baker-Hostetler avukatlarına kendisine işlenen iflas dosyalarına yönelik bilgileri aktarabilen ve sorularına cevaplar verip, çıkış yolları üretebilen IBM’in Ross’u[xxviii] ise bambaşka bir yapay zeka ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır.

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde 20 avukata ve yapay zekaya 30 dava dosyası verilmiştir. Avukatlar dosyalardaki açıkların bir buçuk saat içerisinde %85’ini bulabilirken, yapay zekanın tek başına ve yirmi altı dakika gibi kısa bir süre içerisinde açıkların %95’ini bulabildiği kayıtlara geçirilmiştir.

Bu verilen örnekler gibi yapay zeka insan hayatında rolünü büyüttükçe faydası ve zararları opsiyonları çıkacaktır.Yapay zekanın vermiş olabileceği zararlar karşısında hukuktaki sorumluluğu ne olacaktır soruları akla gelmek ile birlikte mevzuatta bu tür sorumluluğun yaptırımları belirtilmelidir.

Robotların tamamen otonom hale getirilmesi ve robotlara bağımsız olarak insanları öldürme kabiliyeti kazandırılması, robotların davranışlarının nasıl yönetileceği ve robotlara ne kadar serbesti verilebileceği sorunlarını doğurmaktadır ki buna robot etiği denilmektedir. Bu konu hâlihazırda robotların ev kullanımının giderek yaygınlaşması ve insan görünümündeki robotların artması nedeniyle de gündemdedir[xxix]. 1942 yılında bilim kurgu yazarı Isaac ASIMOV, Runaround isimli hikâyesinde Robotbilim ile ilgili bir hukuk kuralı niteliğinde olmamakla birlikte temel prensip sayılabilecek üç kural ileri sürmüştür. Buna göre birinci kural bir robotun bir insana zarar veremeyeceği ya da hareketsiz kalmak suretiyle de bir insanın zarar görmesine mahal veremeyeceğidir. İkinci kural uyarınca bir robot insanlar tarafından verilen emirlere, bu emirler birinci kurala ters düşmediği sürece, itaat etmek zorundadır. Üçüncü kural ise bir robotun birinci ve ikinci kurala ters düşmediği sürece kendi varlığını korumak zorunda olduğuna ilişkindir[xxx]. ASIMOV, 1985 yılında yayınladığı Robotlar ve İmparatorluk (Robots and Empire) isimli kitabında ise sıfır numaralı kuralı eklemiştir. Buna göre bir robot insanlığa zarar veremez ve hareketsiz kalmak suretiyle de insanlığın zarar görmesine izin veremez[xxxi].

ANCAK Robotların hukuka aykırı bir fiile sebebiyet vermesi söz konusu olabilir. Buna ilişkin bir örnek 1981 yılında Japonya’da yaşanmıştır. Kawasaki fabrikasında çalışan 37 yaşındaki Kenji Urada bir robot üzerinde bakım işlemlerini yapmaktadır. Ancak Urada bakım işleri sırasında robotu kapatmayı unutur. Bu sırada faaliyetinin engellendiğini “düşünen” robot, güçlü hidrolik kolu ile Urada’ya “vurur”. Urada aldığı bu darbe sonucunda hayatını kaybeder. Bu olay birçok kişi tarafından bir insanın bir robot tarafından “öldürülmesi” ile ilgili ilk örnek olarak değerlendirilmektedir[xxxii].

Teknoloji ile birlikte olağan fiziksel ve zihinsel sınırlarımızı aşmak isteriz, yapay zeka karma zekaya sahip olduğunda ayırt etme gücüne, irade ve bilince sahip olduğu zaman ise kişilik atfedilebilir.

Bu olasılıkta tartışacağımız başlıklar yaptırım ve sorumluluk halleridir:

Ceza hukuku, toplumun vicdanını yansıtan kamusal bir sistemdir ve bu nedenle ihlal teşkil eden hareketler ile bunların neticelerini, toplum güvenini tazmin etmek amacı ile bünyesinde örgütlemektedir[xxxiii]. Bozulan toplumsal güveni onarmak, ceza hukukunun en büyük önem arz eden amacı olduğu için ortaya çıkan tehditleri yok etmek adına kendisini, failin bilinçli olup olmadığına göre şekillendirmektedir[xxxiv] [xxxv]. Geçmişinin farkında olan ‘kişi’nin üzerine ahlaki ve sosyal değerlendirmeler neticesinde sorumluluğu yüklemekte, tam akıl hastaları ile çocuklara ise ayırtım kapasitesine ve kendi farkındalıklarına sahip olamadıkları için böyle bir ahlaki-sosyal yüklemeyi yapmayı tercih etmemektedir[xxxvi] [xxxvii] [xxxviii] . Çünkü ceza hukuku onarımdan ziyade, caydırıcılığı ve ıslah etme sorumluluğunu da üzerine almış bir sistem olma özelliğine haizdir, deyim yerinde ise toplumun vicdanıdır[xxxix] . Akli melekeleri ciddi hasar görmüş bireyler ve çocuklar üzerinde ise ceza hukukunun cezalandırma sistemi sonucunda ulaşmak istediği ıslah ve caydırıcılık fonksiyonları tam anlamı ile (belki de hiç) etkisini doğuramayacağı için bu tehlike unsuru farklı şekillerde ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır, esas olan da budur[xl]. Bu kişiler, ceza hukuku bağlamında fiziksel olarak kısıtlanabilecek; ancak kusurluluk atfı yapılamayacağı için ceza sorumlulukları söz konusu olamayacaktır. Tıpkı bunlar gibi robotlar da, hafızalarına yazılım olarak yüklenen bilgileri dışa vurdukları ve bu sebeple de özgür iradeye haiz olmadıkları gerekçesi ile isnadiyet teorisi altında sorumlu tutulamayacaklardır. Mezkur ürünlere sorumluluk yükleyemediğimiz için, yazılımcılara ve üreticilere büyük sorumluluk düşmektedir. Makine etiği olarak adlandırılan ve içeriği ahlaki dilemmalar ile dolu olan kavramları, yazılım olarak açık ve kesin bir şekilde yüklemeleri, onların sorumluluklarının en önemli parçası olacaktır.Ancak mühendislerin kusur algısını veya iradi bilinci oluşturacak bir yüklemeyi yapay zekaya yükler ise yani yapay zeka kusur ehliyetinini bilnicinde olma koşuluyla sorumluluktan söz edilebilir.

1. Araç Olarak Kullanma[xli]

İlk olasılık robotun bir insan tarafından araç olarak kullanılması ile ceza kanunu kapsamında bir suç işlenmesidir. Bir robotun araç olarak kullanılması bakımından ilk ihtimal programcısının sorumlu olmasıdır. Bu akla gelen ilk çözümdür. Robotu programlayan kişi yazılımdaki bir hatadan dolayı robotun suç işlemesine sebebiyet vermiştir, ancak böyle bir durumdan söz edebilmek için programcının kusurlu bir davranışının olması gerekir[xlii]. Robotların araç olarak kullanılmasındaki bir diğer örnek kullanıcının sorumlu olmasıdır. Kullanıcının sorumluluğu özellikle yapay zekânın bir silah gibi kullanılması suretiyle zarar verilmesinin amaçlandığı durumda söz konusu olacaktır. Türk Ceza Kanunu 6. madde silah tanımını yapmıştır. Bu tanıma göre “ silah deyiminden; 1.ateşli silahlar, 2.patlayıcı maddeler, 3.saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet, 4. saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler” silah kabul edilmektedir. Yarı otonom veya otonom olmayan bir robotun TCK 6. madde anlamında silah olarak değerlendirilmesi elbette mümkündür. Bir diğer olasılık ise başkasının fiilinden doğan sorumluluktur. Bu örnekte yarı otonom robot artık bir araçtan daha fazlası olarak kullanılmaktadır. Bu örnekte borçlar kanunundaki temyiz kudretinden yoksun kişilerle aynı statüde değerlendirmenin ceza hukukundaki karşılığından söz edilmektedir. Kusur yeteneği ortadan kalkmış bir kişinin suç işlemesi olarak düşünülen bu senaryoda dolaylı faillik müessesesi devreye girecektir. TCK madde 37/2 de düzenlenen dolaylı faillik “Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır”. Olarak tanımlanmaktadır. Önceki örneklerde yapay zekâlı robot basit bir alet edevat olarak kullanılmaktayken bu örnekte araç olarak kullanılan bir insan gibidir. Bu olayda da fail programcı veya kullanıcı olacaktır. Bu örnekte otonom olmaya daha çok yaklaşmış robotlar söz konusu olmaktadır.

2. Taksir Sorumluluğu

Taksir dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülemeyerek gerçekleştirilmesidir[xliii].Taksir sorumluluğundan söz edebilmek için yapay zekânın birikmiş tecrübesi veya bilgilerine dayanarak hukuka aykırı bir neticeye sebebiyet vermiş olması gerekmektedir. Buna örnek olarak yarı otonom araçlar gösterilebilir. Yapay zekâ çalışmalarında otonom araçlar üzerinde yoğunlaşılmış olması hatta bazı ülkelerde kullanılmaya başlanması, yarı otonom robotların öncelikle araçlarda kendisini göstermesi muhtemeldir[xliv].Bu bağlamda ülkemizde henüz çalışmaları yapılmasa da kullanımına yakın gelecekte rastlamamızın muhtemel olduğu yapay zekâlardan biri otonom veya yarı otonom araçlar olacaktır. Bu araçlar sürücüye ihtiyaç duymadan yolu, trafik akışını ve çevresini algılayarak seyir halinde gidebilmektedir. Örnek olarak bu tür araçların sürücülerinin, yapay zekâyı devre dışı bırakmaya çalıştığı sırada buna izin vermemesi ve kazaya sebebiyet vermesi halinde sorumluluk yine kullanıcıda veya programcıda olacaktır. Ancak bu defa sorumluluğun şekli değişmektedir. Zira buradaki örnek kullanıcı ve programcının suç işleme kastı ile hareket etmediği fakat gerekli özeni göstermediği yönündedir.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Hukuk kurallarının amacı toplumsal düzeni sağlamaktır ve henüz günlük hayatımızda yer almasa bile alması çok muhtemel olan bir çok alanda hakim olan yapay zekanın gelişimi göz önünde tutarak mevzuatlar düzenlenmeli ve bu mevzuatlarda teknolojinin gelişimi kısılmaması gerekir.Yani yasa koyucu tarafından sürekli mevzuat değişikliği yerine yumuşak hukuk kuralları çerçevesinde düzenleme yapılması gerekecektir. Henüz bu alanda yeterli kuralların olmaması sebebiyle yapay zekâ tasarımcılarının mevcut mevzuatlara, temel hak ve özgürlüklere uygun şekilde tasarım yapmaları gerekmektedirAncak bazı teknolojik gelişmeler günlük hayatımızda faliyette ve yakın gelecekte söz konusu durumlar mevzuat olarak düzenlenmelidir. Örneğin ülkemizde sürücüsüz otomobillerin trafiğe çıkabilmesi için öncelikle hukuki altyapının oluşturulması, Karayolları Trafik Kanunu’nun değiştirilmesi veya sürücüsüz otomobillere yönelik ayrı bir düzenlemenin yapılması gerekecektir.

Ayrıca robotlar ile ilgili politik, etik, ekonomik, teknoloji felsefesi[xlv] açısından da kuralların oluşturulmasına da gerek olacaktır[xlvi].

(Muhammet Melik DEMİR-Hukuk Fakültesi Öğrencisi)


[i]   ERSOY, Çağlar: Robotlar, Payap Zekâ ve Hukuk, İstanbul

[ii] RICHARDS, Neil M., “How should the law think about robots?”, We Robot 2012, Inagural Conference on Legal and Policy Issues Relating to Robotics, April 21-22, 2012, University of Miami School of Law, s.12, http://robots.law.miami.edu/wp-content/uploads/2012/03/ RichardsSmart_HowShouldTheLawThink.pdf (Erişim 02.11.2015).

[iii] Teyfik Karaduman, Yapay Zeka Uygulama Alanlari, Gazi Universitesi, Bilisim Enstitusu, Adli Bilisim. A.B.D.

[iv] Ernest Davis, Artificial Intelligence, A Modern Approach, PearsonEducation Inc., Upper Saddle River, New Jersey 2010.

[vi]CEM, Say Boğaziçi Üniversitesi, Bilgisayar Bölümü öğretim üyesi https://sarkac.org/2018/06/yapay-zeka-ve-hukuk/

[viii] https://www.youtube.com/watch?v=BZGtyK9-zsY&t=3304s, Ayşe Acar – Araştırmacı / Yazar

[ix]Machinedesign, datamation

[x]CALO, s.57.

[xi] Erica Palmerini, Regulating Emerging Robotic Technologies in Europe: Robotics facing Law and Ethics, Robolaw, Guidelines on Regulating Robotics, 2012.

[xii] Erica Palmerini, Regulating Emerging Robotic Technologies in Europe: Robotics facing Law and Ethics, Robolaw, Guidelines on Regulating Robotics, 2012

[xiii] Türk Medeni Kanunu, madde 9: Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.

[xiv] Türk Medeni Kanunu, madde 10: Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.

[xv] Türk Medeni Kanunu, madde 48: Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler.

[xvi] YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLARIN HUKUKI SORUMLULUĞUNUN TÜRK YASAL MEVZUATI ÇERÇEVESINDE,İNCELENMESI https://www.goksusafiisik.av.tr/Articletter/2019_Summer/articletter.pdf#page=30ü

[xvii]SelinCetin, "Sophia,vatandaş,olabilir,mi?", Hukuk&Robotik,CumaKasım10th,2017, https://robotic.legal/can-sophia-have-the-citizenship/- 07/02/2020

[xviii] (HUBBARD, F. Patrick, “Do Androids Dream?”: Personhood and Intelligent Articafts, sf.419)

[xix]  (Chopra, White; Artificial Agents: Personhood in Law and Philoshophy, sf.5)

[xx] (CALO, M. Ryan, “Robots and Privacy”, Robot Ethics, The Ethical and Social Implications of Robotics,sf.57)

[xxi]  ( Vahit Doğan, Türk Vatandaşlık Hukuku, sf.5)

[xxii]  ( V. Doğan, sf.5)

[xxiv] Çin’de yapay zeka tahminiyle gözaltılar başladı, CNN News, 28.02.2018, (çevrimiçi:) https://www. cnnturk.com/dunya/cinde-yapay-zeka-tahminiyle-gozaltilar-basladi (Erişim Tarihi: 9.12.2018)

[xxv] YEŞİL, Caner, Robot Hâkim ve Bazı Yapay Zekalı Hukukçular, ILSA e-Dergi, (çevrimiçi:) http:// www.ilsaedergi.com/robot-hakim-ve-bazi-yapay-zekali-hukukcular/ (Erişim Tarihi: 9.12.2018)

[xxvi] Söz konusu algoritma çok daha hızlı bir süre içerisinde sanıkların sicil kayıtlarına, mevzuata, diğer mahkeme kararlarına, iddianamelerine ulaşıp mevcut koşullar çerçevesinde delil değerlendirmesi dahi yaparak karar verebilmektedir.

[xxvii] Yapay zekada son aşama: ‘Robot yargıç’, 24.11.2016, BBC News, (çevrimiçi:) https://www.bbc. com/turkce/haberler-dunya-37750409 (Erişim Tarihi: 9.12.2018)

[xxviii] YEŞİL, Caner, Robot Hâkim ve Bazı Yapay Zekalı Hukukçular, ILSA e-Dergi, (çevrimiçi:) http:// www.ilsaedergi.com/robot-hakim-ve-bazi-yapay-zekali-hukukcular/ (Erişim Tarihi: 9.12.2018)

[xxix] SAWYER, Robert J., “Robot Ethics”, Science, Vol.318, www.sciencemag.org, Yayınlanma tarihi 16.11.2007 (Erişim 11.11.2015).

[xxx]ASIMOV.

[xxxi] PAGOLLO 23s.

[xxxii] Hallevy Gabriel, “The Criminal Liability of Artificial Intelligence Entities – From Science Fiction to Legal Social Control”, in: Akron Intellectual Property Journal, 4:171 2010, s. 171-172; Yueh-Hsuan Weng / ChienHsun Chen / Chuen-Tsai Sun, “Toward the Human–Robot Co-Existence Society: On Safety Intelligence for Next Generation Robots”, in: International Journal of Social Robotics, 1(4), 2009, s. 273; Dennett Daniel C., “When Hal Kills, Who's to Blame? Computer Ethics”, in: HAL’s Legacy: 2001’s Computer as Dream and Reality, edited by D. Stork, 351-365. Cambridge, MA: MIT Press, 1997, s. 351

[xxxiii] ZAFER, Hamide, Ceza Genel Hukuku Ders Kitabı TCK m.1-75, Beta Yayınları, 2016, İstanbul, s.2.

[xxxiv] ZAFER, Hamide, Ceza Genel Hukuku Ders Kitabı TCK m.1-75, Beta Yayınları, 2016, İstanbul, s.2.

[xxxv] DÖNMEZER, S. – ERMAN, S., Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Der Yayınevi, Ağustos 2016, 77 vd.

[xxxvi] ÖZGENÇ, İzzet, Temel Hukuk Dizisi Ceza Genel Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 11.2018, 85-115.

[xxxvii] ZAFER, Hamide, Ceza Genel Hukuku Ders Kitabı TCK m.1-75, Beta Yayınları,2016, İstanbul, s.327.

[xxxviii] ZAFER, Hamide, Ceza Genel Hukuku Ders Kitabı TCK m.1-75,Beta Yayınları, 2016, İstanbul, s.333-335.

[xxxix] Toplum bilinci, anlama ve isteme yeteneğinin önemli derecede azaldığı durumlarda kişinin kabul edilebilir bir muameleye tutulmasını ister. Zira bu durumlarda kişi, normal durumlara nazaran, daha az kusurludur. ZAFER, Hamide, Ceza Genel Hukuku Ders Kitabı TCK m.1-75, 2016, İstanbul, s.328.

[xl] TOROSLU, Nevzat, Ceza Hukuku Genel Kısım, Savaş Yayınevi, 01.2018, s.248

[xli] YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLARIN HUKUKI SORUMLULUĞUNUN TÜRK YASAL MEVZUATI ÇERÇEVESINDE İNCELENMESI

[xlii] Robert, Sparrow, “Killer Robots”, School of Philosophy and Bioethics, Faculty of Arts, Monash University, 2007

[xliii] Gabrial Halevy, “When robots kill: artificial intelligence under criminal law / Northeastern University Press, 2013

[xliv] Hallevy Gabriel, “The Criminal Liability of Artificial Intelligence Entities – From Science Fiction to Legal Social Control”, 2010

[xlv] Teknoloji felsefesinin “zanaat çalışmalarının bilgisine duyulan sevgi” şeklindeki tanımı için bkz. URAL, Mustafa Nuri, “Antik Yunan’da Teknik: Teknoloji Felsefesi Tarihine Genel Bir Bakış”, Mavi Atlas, 4/2015, s.139, http://dergipark.ulakbim.gov.tr/gumusmaviatlas/article/ view/5000113818/5000105890 (Erişim 16.11.2015).

[xlvi] PAGALLO, s.7

 


Etiketler: Yapay Zeka, Kişilik Hakkı, Hukuki Sorumluluk, Cezai Sorumluluk, ,