• +90 212 325 23 00
  • Levent Mah. Beyazkaranfil Sok. No:18 Posta Kodu:34330 Beşiktaş/İSTANBUL

Türk Ticaret Kanunu’nun 122.Maddesi Kapsamında Denkleştirme İstemi

Türk Ticaret Kanunu’nun 122.Maddesi Kapsamında Denkleştirme İstemi

Türk Ticaret Kanunu’nun 122.Maddesi Kapsamında Denkleştirme İstemi

  • 18.12.2019

Türk Ticaret Kanunu’nun 122.Maddesi Kapsamında Denkleştirme İstemi

ÖZET

Acentelik faaliyetleri açısından denkleştirme konusu özel bir öneme sahiptir. Bu konu ilk kez 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile düzenlenmişse de, öncesinde de gerek Yargıtay uygulamalarında, gerekse doktrinde denkleştirme kabul görmekteydi. Çalışmamızda 6102 sayılı TTK’nın getirdiği düzenlemeye eleştiri konusu olan yönleri ile birlikte yer verilmektedir.

 

GİRİŞ

Denkleştirme istemi TTK m.122 ile düzenlenmiş olup, acentelik sözleşmesinin sona ermesine bağlı bir hukuki sonuçtur. Acentenin emeği sonucu oluşan ve güçlenen müşteri ilişkileri sayesinde müvekkil acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra da menfat sağlamaktadır. Denkleştirme bedeli acentenin faaliyet dönemi içerisinde müvekkile kazandırdığı, oluşturduğu müşteri portföyü sebebi ile ödenen bir karşılıktır[i]. Acenta sözleşmenin devam ettiği müddetçe müvekkil lehine müşteri portföyü oluşturmaya devam eder, ancak bu edimi için kendisine ayrıca bir bedel ödenmez. Burada acente sözleşme ilişkisinin sona ermesi sebebi ile oluşturduğu müşteri portföyünden sağlacağı menfaatten mahrum kalırken, müvekkil acentenin sağladığı müşteri çevresinden yararlanmaya devam ederek menfaat sağlamaktadır. Denkleştirme istemi ile taraflar arasındaki bu menfaat ilişkinin eşitlenmesi amaçlanmaktadır.

Henüz gerçekleşmemiş, ancak gelecekte gerçekleşecek işlemleri için kendisine her hangi bir ücret ödenmeyen acentenin müvekkile kazandırdığı ve müvekkilin sözleşmenin sona ermesinden sonra da yararlanmaya devam ettiği müşteri çevresi sebebi ile acenteye karşı edim ödenmesi hususu denkleştirme isteminin temelini oluşturur[ii].

Müvekkil, sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra acentenin kazandırdığı yeni müşteri ilişkileri sayesinde menfaat sağlamaya devam etmektedir. Elbetteki burada tartışılması gereken bir çok husus vardır. Örneğin acente müvekkilin markası, tanınırlğı vs. özel koşulları olmaksızın söz konusu müşteri portföyünü sağlayabilecek midir? Sözleşme kapsamında kararlaştırılan işler karşılığında yine kararlaştırılan bedel ödenmişken, sözleşmenin sona ermesi sonrasında taraflardan birinin ayrıca hak iddia etmesi hakkaniyete ve genel hukuk kurallarına ne kadar uygundur?

Söz konusu karşılık için “portföy tazminatı”, “portföy hakkı”, “müşteri tazminatı”, “portföy akçesi”, “denkleştirme istemi” gibi bir çok terim bulunmakla beraber[iii], TTK m. 122 ile “Denkleştirme İstemi” adı altında düzenlenmiştir.

  1. DENKLEŞTİRME İSTEMİNİN TANIMI

Acente acentelik sözleşmesi kapsamında müvekkil hesabına işlem yapmakta, müşteri ile müvekkil arasında yapılacak işlemler için ücrete hak kazanmaktadır. Bu kapsamda faaliyetlerini yürütürken işin doğası gereği yeni müşteri kitlesi oluşturmakta, yada mevcut müşteri kitlesi ile olan iş ilişkilerinin kapsamını genişletmektedir. Acentelik ilişkisi sona erdiğinde acente sözleşme kapsamında hak ettiği ücreti ve tamamlanmamış işlerin sözleşmenin sona ermesi sonrasında tamamlanması halinde bu işlerin ücretini talep edebilir. Bunun haricinde TTKm.121/4-5 şartların varlığı halinde, yada genel hükümler kapsamında tarafların birbirinden tazminat talep hakları söz konusu olur[iv].

Sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra acente sözleşmenin devamı süresince kendisine ücret kazandıran faaliyetleri neticesinde oluşan müşteri portföyü sebebi ile sözleşmenin sona ermesinden sonra menfaat sağlamaya devam eden müvekkilden devam eden sebebi ile ayrıca bir karşılık talep edebilir[v]. Acentenin bu talebi “Denkleştirme İstemi” olarak adlandırılır.

Hukukumuzdaki denkleştirme isteminin temeli acentenin çalışması ile oluşturulan müşteri portföyünün müvekkile devri sebebi ile müvekkilin sağladığı avantajın bir karşılığıdır. Denkleştirme isteminde tazminat sorumluluğu ile ilgisi olmayan bir ödeme talebi söz konusu olup, isteminin kabulü ve tutarın belirlenmesi hakkaniyet ölçüsünde değerlendirilmelidir[vi]. Denkleştirme istemini tazminattan ayıran en önemli ölçüt burada müvekkilin kusurlu davranışından kaynaklanan bir giderimin amaçlanmamış olmasıdır[vii].

  1. DENKLEŞTİRME İSTEMİNE İLİŞKİN 6102 SAYILI TTK DÜZENLEMESİ, ELEŞTİREL HUSUSLAR VE MEHAZ KANUN İLE KARŞILAŞTIRMA

Denkleştirme İstemi ilk kez 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 122. Maddesi ile düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK m.122 uyarınca acentalık sözleşmesinin sona ermesi yönünden denkleştirme istemini düzenlemiş, bununla birlikte maddenin son bendinde     “hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır” hükmü ile acentalık sözleşmesi haricinde tek satıcılık ve benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşmelerde de uygulanma imkanı, hakkaniyete aykırı düşmemek koşuluna bağlı olmak kaydı ile getirilmiştir.

Denkleştirme istemine TTK m 122 ile getirilen yasal düzenlemeye ragmen halen konuya ilişkin tartışmalı hususlar mevcuttur. Madde başlığında denkleştirme ifadesi kullanılmakla beraber madde içeriğinde tazminat ifadesi kullanılmıştır. Öncelikle denkleştirme isteminin tazminat olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

Acentanın çabası ile oluşan müşteri kitlesi ekonomik bir kıymet oluşturmaktadır. Denkleştirme bedeli müvekkilin, acentanın oluşturduğu müşteri kitlesi ile teması suretiyle, sözleşme sona ermesine ragmen, yeni maddi menfaat sağlamaya devam etmesi sebebi ile ödenen bir karşılıktır. Bu husus TTK düzenlemesi öncesinde de doktrinde yer almıştır[viii]. Dolayısıyla istemin dayanağı tazminat değil, hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde acentenin emek ve çabasının karşılığıdır. Madde başlığında “Denkleştirme İstemi” denilirken içeriğinde iki kez “tazminat” ifadesinin kullanılması maddenin amacı ve düzenlemesi ile çelişmekte olup, isabetsiz olmuştur[ix].

Denkleştirme isteminin koşullarından ilki TTK m.122/a bendinde “Müvekkil acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa” olarak ifade edilmiştir. Acentenin, müvekkilin mevcuttaki müşterileri ile iş ilişkilerini genişletmesi durumunda ne olacaktır, acentenin bu aksiyonu yeni müşteri olarak değerlendirilemeyecek midir? Kanunumuzda sadece “yeni müşteri” ifadesi kullanılmıştır. Halbu ki mehaz Alman Ticaret Kanunu 89b/1 son cümlede müşteri tanımı yapılmış ve “Eğer acente çabasıyla bir müşteriyle iş bağlantısını genişletmişse ve bu genişletme yeni müşteri temini anlamında iktisadi bir değer taşıyorsa yeni müşteri kazandırılmış sayılır.” denilmek sureti ile konuya açıklık getirilmiştir[x]. Bizim görüşümüz, mevcut müşteri ile ilişkilerin geliştirilmesi neticesinde yeni müşteri oluşturulmasında olduğu gibi müvekkil lehine bir iktisadi yarar doğuyor ise bu durumda TTK122/a bendinde belirtilen koşulun gerçekleştiği kabul edilmesi gerektiği yönündedir.

TTK m.122 düzenlemesinde acentenin müvekkil ile, üçüncü kişinin acente yerine sözleşmeye katılması hususunda anlaşmaları durumunda denkleştirme istenip istenemeyeceği hususunda bir açıklık yoktur. Halbuki yine mehaz kanunda bu husus açıkça düzenlenmiş ve Alm.TK89b/3-(3), “müvekkil ve acente arasında, acentelik sözleşmesinin sona ermesinden önce üçüncü kişinin acentenin yerine sözleşmeye katılması hususunda anlaşma sağlanması” durumu acentenin denkleştirme talep edemeyeceği haller arasında sayılmıştır[xi].

TTK m.122/3 düzenlemesinde “Müvekkilin feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi fesh etmişse veya acentenin kusuru sebebi ile sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme talebinde bulunamaz.” hükmü yer almaktadır. Acentenin kendisinden kaynaklanan, ancak kendisine kusur atfedilemeyece bir sebeple acentelik sözleşmesinin sona ermesi hali, madde kapsamında düzenlenmemiştir. Halbuki mehaz kanun düzenlemesinde “acentenin faaliyetinin devamının yaşlılık, hastalık dolayısıyla acenteden beklenmesinin mümkün olmadığı durumlarda fesh edilmesi” hali denkleştirme bedelinin gerekmeyeceği hallerin istisnası olarak yer almıştır. (Alm. TK 89/3-(1))

TTK m.122/5 “Bu hüküm hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ve benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır.”  denkleştirme isteminin uygulama alanı hakkaniyet koşuluna bağlı olmak kaydı ile tek satıcılık ve benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerine de şamil olacak şekilde bir düzenleme getirmiştir. Ancak mehaz kanunda bu yönde bir hüküm bulunmamakta, 89b hükmü kıyasen uygulanmaktadır. Ayrıca hem mehaz uygulamalarında hem de Yargıtay kararlarında “hakkaniyet” koşulu tek başına yeterli olmamakta, ilave olarak “dağıtım ağına dahil olma” ve “müşteri çevresinin sözleşmenin sonunda üreticiye devir yükümlülüğü” gibi şartlar da aranmaktadır[xii]. Ayrıca madde lafzından sadece tekel hakkı veren sözleşme ilişkileri yönünden uygulanabilir olduğu anlaşılmaktadır. Halbuki tekel hakkının olmadığı, ancak sürekli borç ilişkisi tesis eden bir başka sözleşmede de denkleştirme istemi söz konusu olabilmektedir. 

 

  1. 6762 SAYILI TTK UYGULAMASINDA DENKLEŞTİRME TALEBİ

6762 sayılı Eski Ticaret Kanununda, 6102 sayılı TTK m. 122 düzenlemesini karşılayan bir madde bulunmamaktaydı. Bununla birlikte 6102 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde de gerek Yargıtay uygulamalarında gerekse doktrinde denkleştirme istemi kabul görmekteydi. (Y.11 HD. 20.04.96 2084/4544 Y. 11HD. 25.12.1996, 6699/9192)

Denkleştirme istemi hakkında kanunda açık bir düzenleme getirilene kadar 6762 sayılı Yasa 134. maddesinin geniş yorumlanması ve gerektiğinde sebepsiz zenginleşme hakkındaki Borçlar Hukuku hükümlerinin denkleştirme istemine dayanak oluşturabileceği öngörülmekteydi[xiii].

 

6762 sayılı Eski Ticaret Kanunu “Tazminat” başlığı altındaki 134. Maddesi:

 “Muhik bir sebep olmadan ve üç aylık ihbar müddetine riayet etmeksizin akdi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması yüzünden diğer tarafın uğradığı zararı tazmine mecburdur.

 

Müvekkilin veya acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına alınması sebebiyle acentelik mukavelesi sona ererse, işlerin tamamen görülmesi halinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına nispetle tayin olunacak münasip bir tazminat acenteye yahut yukardaki hallere göre onun yerine geçenlere verilir.”

6762 sayılı Yasanın yürülükte bulunduğu dönemde, bu konuda kanun boşluğu bulunduğu ve bu boşluğun hakim tarafından doldurulması gerektiğinden yola çıkılarak, denkleştirme istemi kabul görmekteydi[xiv]. Bu noktada “hakkaniyet ve emek” ilkeleri dayanak olarak alınmaktaydı[xv].

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi doktrindeki görüşleri ve mehaz İsviçre Borçlar Kanunu ve Alman Ticaret Kanunu ilgili maddelerini nazara alarak acentelik ilişkisine müvekkil tarafından haksız olarak son verilmesi halinde acenteye uygun bir denkleştirme bedeli verilmesinin hakkaniyet gereği olduğu neticesine varmıştır[xvi].

 

  1. DENKLEŞTİRME İSTEMİNİN KOŞULLARI

Denkleştirme İsteminin koşulları TTK m. 122 ile düzenlenmiştir.

TK 122. Maddesi:

“1. Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; 

  1. Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli mefaatler elde etmesi
  2. Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
  3. Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödemesi hakkaniyete uygun düşüyorsa,

Acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.

2. Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.

3. Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebi ile sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeple feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.

4. Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme isteme hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde İleri sürülmesi gerekir.

5. Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinde de uygulanır.”

Denkleştirme İsteminin koşulları aşağıda detaylı olarak açıklanmıştır.

 

  1. Sözleşmenin Sona Ermesi

Denkleştirme isteminin ön koşulu sözleşmenin sona ermiş olmasıdır. Sözleşme tarafların haklı sebeple fesihleri, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sona ermesi, taraflardan birinin üç ay öncesinden feshi ihbar etmesi sureti ile yada ölüm, iflas vs. sebeplerle taraflardan birinin ehliyetini kaybetmesi gb.  sebeplerle sona erebilir.

Sözleşme taraflardan birinin ölüm, iflas, ehliyet kaybı sebeplerle sona erdiğinde acente denkleştirmeye hak kazanır[xvii]. Acentenin ölümü halinde mirasçıları denkleştirme talebinde bulunabilirler. Acentenin kendi kusuru ile ölümüne neden olması halinde denkleştirme bedeli indirilebilineceği gibi hakkaniyet gerektiriyorsa tamamen de kaldırılabilinir[xviii]. Yine acentenin iflasında acente ancak kendi kusuru ile iflasa sebebiyet vermemişse denkleştirme isteminde bulunabilir[xix].

Süreli veya süresiz bir acentelik sözleşmesinin fesih yoluyla sonlandırılması durumunda TTK m.122 düzenlemesi uyarınca acente tarafından sözleşmenin müvekkilden kaynaklı haklı nedenle feshedilmesi veya müvekkil tarafından haklı neden olmadan feshedilmesi gerekmektedir[xx]. Haklı nedenin tespitinde ortaya çıkan vakıaların “sözleşme ilişkini çekilmez hale” getirip getirmediği hususunun her bir olayın kendi iç dinamikleri içerisinde tespit edilip yorumlanması gerekmektedir[xxi].

Öğretide, müvekkilin acentenin ücretini haklı bir gerekçe olmaksızın ödememesi, hiç ödememesi, satışı yapılan ürünlerin sınırlandırılması, acentenin yetkili olduğu bölgenin sınırlandırılması, acentenin bağımsızlık karakterine aykırı haftalık rapor talep edilmesi, müvekkilin mali durumunun çok kötü olması nedeniyle acentenin işine devam etmesi halinde gelir elde etmesinin mümkün olmaması gibi durumlar, müvekkilin sözleşmeyi ihlal ederek, acenteyi kışkırtarak acentenin sözleşmeyi feshine sebep olan, feshi haklı kılan eylemleri örnek olarak verilmektedir[xxii].

Acentenin, yaşlılık yada hastalık gibi bir durumundan dolayı sözleşmeyi feshetmesi halinde ne olacağı hususu TTK 122. Maddede düzenlenmemiştir. Bu hallerin varlığı sebebi ile acentenin sözleşmeyi fesh etmesi halinde denkleştirme isteminin kabul edileceği hususuna, mehaz Alman Ticaret Kanununda ve Avrupa Birliği Direktifi 18.maddesinde yer verilmiştir[xxiii]. Peki acente kendi kusuru ile bu duruma sebebiyet vermişse ne olacaktır? Bizim görüşümüz, burada artık denkleştirme isteminin söz konusu olamaması gerektiği yönündedir. Zira acente müvekkilden kaynaklanmayan, kendisinden kaynaklı ve kendi kusuru ile sebep olduğu bir durumdan dolayı sözleşmeyi devam ettirememektedir.

Acentelik sözleşmesinin müvekkil tarafından feshi halinde, denkleştirme isteminin mevcudiyeti için, sözleşmenin acentenin kusuru sebebi ile feshedilmemiş olması gerekir[xxiv]. Kusurun bulunması yeterlidir, ayrıca zararın ortaya çıkması aranılmaz.

Sözleşme yokluk veya butlan sebebi ile geçersizse yada irade fesadı hallerinden birinin bulunması durumunda ne olacaktır? Sözleşme baştan itibaren geçersiz ise denkleştirme istemi söz konusu olmamalıdır. Edimler ifa edilmeye başlandıktan sonra, sözleşmenin irade fesadı gibi bir sebeple iptali gerçekleşirse, bu durum ileriye dönük sonuç doğurmalı ve acente denkleştirme isteminde bulunabilmelidir[xxv]. Doktrinde gerek butlan gerek iptal edilebilirlik sebepleri bakımından, acentenin kusuru esas alınmakta, butlan ve iptal edilebilirlik sebeplerinin acenteden kaynaklandığı durumlarda denkleştirmenin mümkün olmadığı ifade edilmektedir[xxvi].

 

  1. Müvekkil Yeni ve Sürekli Müşteriler Sayesinde Menfaat Sağlamaya Devam Etmelidir.

Müşterinin yeni müşteri olarak kabul edilebilmesi için müşteri ile kurulan iş ilişkisinin ürünün markası yanında acentenin faaliyetlerine de bağlı olması gerekir. Örneğin salt müvekkilin kampanya, reklam vs. faaliyetleri, yada üçüncü kişinin faaliyeti sonucu oluşan müşteri acente tarafından sağlanan yeni müşteri kapsamına girmez[xxvii]. Münferit olayın iç etkenleri nazara alınarak ve hakkaniyet ölçütü kullanılarak acentenin müşteri ilişkisine etkisi değerlendirilmelidir. Örneğin, üçüncü kişi, acentenin faaliyetlerinden memnun kalması sebebi ile tavsiyede bulunuyorsa, diğer hususlar da nazara alınarak yeni müşteri hususunun varlığından söz edilebilinir[xxviii].

Eski bir müşteri ile yeniden ilişki tesis edilmesi halinde de yeni müşteri edinilmiş kabul edilebilmelidir[xxix]. Kanunda mehaz Kanundan farklı olarak sadece “yeni müşteri” ifadesi kullanılmıştır. Mehaz Kanun da nazara alınarak, mevcut müşteriler ile iş bağlantısının ekonomik değer taşır nitelikte genişletilmesi hali de, yeni müşteri kazanılması kapsamında değerlendirilmelidir[xxx].

Denkleştirme isteminde bulunabilmek için acentenin iş ilişkisi kurduğu müşterinin sürekli olması koşulu da aranır. Yeni müşteri ile tekrar işlem yapılması veya yapılması ihtimalinin bulunması gerekmektedir[xxxi]. Uzun ömürlü bir ürün satımında müşteri ile sürekli bir ilişki kurulduğu söylenemez. Bununla birlikte her olayda somut vakıalara bakılarak süreklilik unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Örneğin bir, iki yıllık yada daha uzun aralıklarla da olsa tüm beyaz eşya ihtiyaçlarını aynı acenteden satın alan müşterinin durumunda, süreklilik koşulu gerçekleşmiş olur.

Acentenin yeni müşteri sebebi ile denkleştirme isteminde bulunabilmesi için müvekkilin acentelik ilişkisinin sona ermesi, akabinde de bu müşteriler sayesinde önemli ölçüde menfaat elde etmeye devam etmesi gerekmektedir[xxxii]. Menfaatin önemi, hakkaniyet içerisinde değerlendirilerek, denkleştirme bedeline etki edecek bir unsur olup, ayrıca Kanun metninde yer verilmesi “acentenin hakkını daraltıcı” bir etki yaratmaktadır[xxxiii].

Müvekkilin önemli menfaat elde etmesi için kazanç elde etmesi şart değildir, kazanç sağlama ihtimali de denkleştirme bedelinde esas alınır[xxxiv]. Yine, sadece müvekkilin yeni müşteriler ile kurduğu iş ilişkileri neticesinde doğrudan elde ettiği menfaatler değil, işletme veya marka değerindeki artış gibi hususlar da denkleştirme bedelinde esas alınır.

 

  1. Acentenin Sözleşme Devam Etseydi Elde Edeceği Ücret Hakkını Kaybetmesi            

TTK m.122 düzenlemesinde denkleştirme istemi için aranılan bir diğer koşul da acentenin acentelik sözleşmesinin sona ermesi sebebiyle acente yönünden söz konusu olan ücret kaybıdır[xxxv]. Burada bahse konu olan “ücret kaybı” yeni müşterilerle acenteye ücret hakkı kazandıracak sözleşmelerin acentelik sözleşmesinin sona ermesi sebebi ile yapılamamasından kaynaklanan ücret kaybıdır. Bir başka ifade ile acentenin kaybı müvekkilin elde ettiği önemli menfaatin karşılığını oluşturur[xxxvi].

Acentenin kaybının belirlenmesinde, acentenin müşteri portföyünden beklenilen sonraki muhtemel iş ilişkileri nazara alınır. Denkleştirmenin hesabında acentenin sözleşmenin sona ermesinden sonra yeni müşteri kazanılması ihtimalinin etkisi bulunmamaktadır[xxxvii].

Avrupa Direktifi 17. maddesinde  ve  2009 yılındaki değişiklik sonrası Alman Ticaret Kanunu 89b maddesinde acentenin ücret kaybına uğrama koşulu ayrı bir koşul olarak belirtilmemiş, menfaat ve hakkaniyet olmak üzere, sadece iki koşul düzenlenmiştir. TTK 122. maddesine göre acente müvekkilin menfaatini ve ayrıca ücret kaybını ispatlamakla yükümlüyken; Alman Ticaret Kanunu uyarınca, acente sadece müvekkilin  menfaatini ispatlamakta, acentenin ücret kaybı ise, hakkaniyet denetiminde dikkat edilen bir unsur teşkil etmektedir[xxxviii].

  1. Denkleştirme İsteminin Hakkaniyete Uygun Olması

Hakkaniyet koşulu denkleştirme isteminden bağımsız bir koşuldur[xxxix]. Diğer üç koşul bulunmakla beraber istemin hakkaniyete uygun olmaması halinde denkleştirme bedeli ödenmez. Başka bir ifade ile hakkaniyet koşulu denleştirme isteminin denetleme ölçütüdür[xl].

Hakkaniyete uygunluğun belirlenmesinde, acentelik ilişkisi kapsamındaki unsurlar haricinde, acentelik ilişkisine yabancı unsurlar dikkate alınmaz[xli]. Her somut olayda hakkaniyet uygunluğu ayrı değerlendirilmelidir. Sözleşmenin hangi sebeple sona erdiği, acentenin kusuru olup olmadığı, sözleşme süresi, acentenin sözleşme süresince sarfettiği emek gibi hususlar hakkaniyete uygunluğun tespitinde nazara alınabilir. Hakkaniyet hususunda, hakkaniyete uygun olmadığı yada hakkaniyet gereği indirim yapılması gerektiği hususlarında ispat yükümlülüğü müvekkildedir[xlii].

Müvekkile ait ürününün, markanın tanınırlığı, bilinirliği de hakkaniyetin değerlendirilmesinde etkili olur. Markanın tanınırlılığı, tek başına denkleştirme isteminin redddi için yeterli olmamakla beraber, bedelin tespitinde indirim sebebi olabilir. Nitekim Alman yargı kararlarında da tanınmış markalı ürünlerde ödenecek denkleştirme bedeli %10 ile %30 oranlarında indirim yapılması hakkaniyete uygun kabul edilmektedir[xliii].

 

  1. DENKLEŞTİRME BEDELİNİN HESAPLANMASI

6102 sayılı Ticaret Kanun 122.maddesi denkleştirme bedeli ile ilgili bir düzenleme getirmektedir.

TTK m.122:

“Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyet sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır” 

Hükmü ile denkleştirme bedelinin üst sınırını belirlemiştir.

Madde düzenlemesi denkleştirme bedelinin hesaplanması yöntemini içermemektedir. Kanun düzenlemesi hesaplanan denkleştirme bedelinin aşamayacağı üst sınırı belirlemektedir.

Sözleşmenin sona erdiği tarih esas alınarak müvekkilin sağladığı menfaat ve acentenin ücret kaybı ile ilgili tüm unsurlar göz önünde tutularak bir tutar belirlenir. Hakkaniyet değerlendirmesine göre bu bedel arttırılır yada azaltılır. Ulaşılan denkleştirme bedelinin TTK m.122/2 maddesinde belirlenen üst sınırı aşması halinde aşan kısım indirilir

Almanya, Avrupa Adalet Divanı’nın 26.03.2009 tarih ve Az. C-348/07 numaralı Tamoil kararında ortaya konan ilkelere uyum sağlamak amacıyla 05.08.2009 tarinden geçerli olmak üzere Alm. Tic. K. m. 89b maddesinde değişikliğe gitmiştir[xliv].

Alman kanun koyucusu bu değişiklik ile, acentenin ücret kaybını, hesaplamada esas unsur olmaktan çıkarmış; ücret kaybını, hakkaniyete uygunluk denetiminde nazara alınacak bir unsur olarak kabul etmiştir. Bu değişiklik maalesef TTK m. 122’ye yansımamıştır.

 

  1. DENKLEŞTİRME İSTEMİNİN VAZGEÇİLMEZLİĞİ

TTK m.122/4 hükmü, Avrupa Birliği Direktifi 19. Maddesine ve Alman Ticaret Kanunu 89b/4 maddesine ve İsviçre Kanunu 418u maddesi 1. fıkrasına uygun olarak, denkleştirme isteminden, sözleşmenin sona ermesinden önce vazgeçilemeyeceği hususunu düzenlemiştir[xlv].

TTK m.122/4,c.1

“Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez.”

Hükmünü getirmektedir.

Sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra denkleştirme isteminden vazgeçilmesi, tarafların sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra bu hususu kararlaştırmaları mümkündür. Yine tarafların sözleşme ilişkisini ikale ile sonlandırmaları sürecinde anlaşarak ikaleye acentenin denkleştirme talep edemeyeceğine ilişkin düzenleme getirmeleri mümkündür[xlvi].

TTK m. 122/4,c.1 madde gerekçesinde, vazgeçmenin bazı hallerde geçerli olabileceği belirtilmiştir. Gerekçe “Sözleşmenin yapılmasından sonra, hile düzeyinde olmamak veya kanunu dolanmak anlamı taşımamak şartıyla, feragat edilmesi geçerlidir. Ancak bu halde de, tehdit, dayatma veya zorlamalarla bu haktan vazgeçilip geçilmediği özenle araştırılmalıdır. Maddenin kaynağı olan Alm.TK. 89b 4. paragrafının dördüncü bendiyle ilgili öğretide vazgeçmenin tam anlamıyla serbest iradeyle yapılmış olması gereği üzerinde durulur. Acente sözleşmesinin yapılmasının, gizli bir anlaşma ile, bu talepten daha sonra vazgeçilmesi şartına   bağlanması veya bu sonucu doğuracak bir düzenin kabulü, hükmün dolanılmasıdır...”[xlvii] şeklindedir. Gerekçede sözleşmenin kurulmasından sonra hile düzeyinde olmamak ve kanunu dolanmak anlamı taşımamak kaydıyla vazgeçmenin geçerli sayılabilineceği belirtilmiştir. Gerekçe yorumlanırken TTK m.122’nin amacı esas alınmalıdır. Maddenin genel olarak içeriğine bakıldığında zayıf olan tarafı, acenteyi, koruma amacı taşıdığı açıktır. Bu durumda gerekçede belirtilen vazgeçilmezlik durumunu yorumlarken de acente aleyhine bir durum yaratılıp yaratılmadığına bakmak gerekir[xlviii]. Örneğin, sözleşme devam ederken çok yüksek ücretlerin kararlaştırılmış ve ödenmiş olması sureti ile “denkleştirme bedelinin denkleştirilmesini” konu edinen anlaşmalar[xlix] veya denkleştirme bedelinin, acentelik sözleşmesinin sona ermesinden önce ödenmesi hususunun kararlaştırıldığı anlaşmalar[l] geçerli olur.

 

  1. DENKLEŞTİRME İSTEMİNDE BULUNMA SÜRESİ

Denkleştirme istemi sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içerisinde müvekkile karşı ileri sürülmelidir. (TTK m.122/4)Bu talebin ileri sürülmesi kural olarak her hangi bir şekle tabi değildir. Ayrıca denkleştirme istemi ileri sürülürken bedelin belirtilmesi de gerekli değildir, önemli olan beyanda denkleştirme isteminin talep konusu olduğunun anlaşılıyor olmasıdır[li].

Söz konusu sürenin hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi mi olduğu tartışmalıdır. TTK gerekçesinde sürenin hak düşürücü süre mi, zamanaşımı süresi mi olduğu hususunun hukuk geliştirme olanaklarının önünün kapatılmaması amacıyla açık bırakıldığı, öğreti ve yargı kararları ile en uygun çözümün hukuk olarak ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir.

Borçlar Kanununda acentelik sözleşmesinden doğan alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir. (TBK m.147/b,5) TTK 122. Maddesinde getirilen bir yıllık sürenin, Borçlar Kanununun acentelik sözleşmesi için getirdiği zamanaşımı süresini değiştirdiği söylenemez. Acentelik sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir yıllık süre içerisinde istemin ileri sürülmesi, beş yıl içerisinde de denkleştirme istemine ilişkin dava açılması mümkündür[lii].

 

  1. DENKLEŞTİRME DÜZENLEMESİNİN BENZER SÖZLEŞMELERE UYGULANMASI

Alman Federal Mahkemesi, denkleştirme isteminin, kıyas sureti ile acente haricinde uygulanabilmesine yönelik kararlarında, taraflar arasındaki ilişkinin basit alıcı-satıcı ilişkisi olmamasını, dağıtım ağının bir parçası olmasını, dağıtım ağı ile bütünleşmesi ve sözleşme sonunda müşteri çevresinin devredilmesi koşullarını aramaktadır[liii].

Bayinin dağıtım ağının bir parçası olması taraflar arasındaki çerçeve sözleşme kapsamında belirli bir bölgede, malların dağıtımı ve sürümünü arttırmak için faaliyette bulunulması, bilgi verme yükümlülüğü, rekabet etmeme yükümlülüğü gibi yükümlülükler üstlenmesidir[liv].

Yine Alman Federal Mahkeme kararlarında aranılan, sözleşme sonunda müşteri çevresinin devredilmesi koşulunu teminen, acentelik ilişkisinde olduğu gibi, sözleşme ilişkisinin gereği olarak, sözleşmenin sonunda müşteri çevresi müvekkile geçmiyorsa, ayrıca devre ilişkin bir anlaşma olması aranılır[lv]

TTK m.122/5:

“Bu hüküm hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ile benzeri diğer sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır.”

Hükmü ile denkleştirme isteminin uygulama alanını tekel hakkı veren sözleşmeler ile sınırlamıştır. Ayrıca madde düzenlemesi, denkleştirme istemine ilişkin düzenlemelerin, tek satıcılık ve tekel hakkı veren benzer sözleşmelere kıyas yolu ile değil, doğrudan uygulanması sonucunu doğurmaktadır.

Madde metni doktrinde eleştiriye konu olmuştur. Madde düzenlemesinde kıyas yoluyla uygulanması yerine, doğrudan uygulamanın getirilmesi; denkleştirme sisteminin zaten koşulu olan “hakkaniyet” unsuruna ikinci kez ve ayrıca yer verilmiş olması ve tekel hakkı veren benzer sözleşmelerle sınırlandırılmış olması eleştiri konusu edilmiştir[lvi].

Gerek Yargıtay içtihatlarında gerekse Alman Federal Mahkeme uygulamalarında hakkaniyet tek şart olarak yeterli olmamakta, dağıtım ağına dahil olma ve müşteri çevresinin sözleşme sonunda üreticiye devri yükümlülüğü de aranmaktadır[lvii].

Ayrıca maddenin, denkleştirme istemini, tekel hakkı veren sözleşmelerle sınırlaması da uygun olmamıştır. Bu durumda acente gibi tekel kuralının olmadığı, ancak acenteye benzer sürekli borç ilişkisi tesis eden sözleşmelerde denkleştirme istemi söz konusu olamamaktadır[lviii].

 

  1. SONUÇ

Öncesinde tamamen doktrin ve içtihatlarla uygulama bulan denkleştirme istemi, 6102 sayılı TTK m. 122 ile, Avrupa Birliği, Alman ve İsviçre hukukları dikkate alınarak düzenlenmiştir. Bununla birlikte TTK m.122, doktrinde eleştiri konusu muhtelif hususlar içermekte olup, çalışmamızda bu hususlara kısmen yer verilmiştir.

Denkleştirme isteminin uygulaması ancak Yargıtay içtihatları ile sağlam bir zemin kazanabilir. Denkleştirme isteminin hesaplanması da Yargıtay içtihatları ile netlik kazanabilecek bir konudur.

 

Ayrıca, Yasa maddesindeki bazı hususların da, Kanun Koyucu tarafından yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Örneğin, denkleştirme isteminin, sadece tekel hakkı veren sürekli sözleşmeler ile sınırlandırılması anlaşılır bir düzenleme değildir.

TTK m. 103 uyarınca acentelik hükümleri, “sözleşmeleri yerli ve yabancı bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli yetkili bulunanlar ve Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar hakkında” özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak koşulu ile uygulanır. Bu durumda madde de sayılan hallerde TTK m.122’nin ilk 4 fıkrasında düzenlenen koşulların mevcudiyeti denkleştirme istemi için yeterli olacak mıdır, yoksa TTK m.122’nin son fıkrasında belirtilen koşullar da ayrıca aranılacak mıdır? [lix] Denkleştirme istemine ilişkin yasal düzenlemede doktrin ve yargı kararları ile açıklığa kavuşturulması gereken bu ve çalışmamızda bir kısım yer verilen benzeri hususların netleştirilmesi ülke ekonomisi açısından da çok büyük önem arz etmektedir.

KAYNAKÇA

AKIN İrfan, “Acentenin Denkleştirme Hakki ve Alman Hukukundaki Yeni Gelişmeler”

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/1823/19210.pdf.

ARKAN Sabih, Ticari İşletme Hukuku, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Hazırlanmış, 15. Baskı, Ankara 2011.

AYAN Özge, Acentenin Dekleştirme Talep Etme Hakkı, Ankara 2008.

BADAK AYBAR Zehra, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Yıl:12 Sayı: 24 Güz 2013/2, http://www.ticaret.edu.tr/Uploads/yayin/sosyal/167_201_Zehra_Badak_Aybar.pdf

BROX Hans, Handels und Wertpapierrecht, 15 bası, Münih 2001.

CAN Ozan, Hacettepe Hukuk Fak. Dergisi, 2(1) 2012, 27–36 http://www.hukukdergi.hacettepe.edu.tr/dergi/C2S1makale3.pdf.

GÖKYAYLA Cemile, Milletlerarası Özel Hukukta Tek Satıcılık Sözleşmeleri (Münhasır Bayilik Sözleşmeleri) İstanbul 2013.

KARASU Rauf, “Türk Ticaret Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu Tasarısına Göre Acentenin Denkleştirme Talebi” Ankara Ünversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2008, C.57.

KAYA Arslan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Ticari İşletme, Acentelik (TTK m.102-123) İstanbul 2013.

POROY Reha, Sigortalık Acentesi ile Sigortacı Arasındaki Münasebetler, Hususile Acentelik Mükavelesinin Hitamında Acentenin Hakları, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul 1953.

ŞENOL Nilay, Bayilik Sözleşmesi Sona Ermesi ve Sonuçları, 2011İstanbul.

ÜLGEN/TEOMAN/HELVACI/KENDIGELEN/KAYA/NOMER ERTAN, Ticari İşletme Hukuku, 4.Bası, İstanbul,2015.


[i] ÜLGEN/TEOMAN/HELVACI/KENDIGELEN/KAYA/NOMER KAYA: Ticari İşletme Hukuku, 4.Bası, İstanbul,2015 s.816, GÖKYAYLA Cemile: Milletlerarası Özel Hukukta Tek Satıcılık Sözleşmeleri (Münhasır Bayilik Sözleşmeleri) İstanbul 2013 s.250.

[ii] BROX Hans: Handelsrecht und Wertpapierrecht 15. Bası, Münih 2001, s.113.

[iii] Farklı terimler için bkz. ÜLGEN/TEOMAN/HELVACI/KENDIGELEN/KAYA/NOMER ERTAN, s.816,  KARASU Rauf: “Türk Ticaret Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu Tasarısına Göre Acentenin Denkleştirme Talebi”AÜHFD,Y.2008,C.57,S.4,s285 (dipn.1), s288-289, AYAN Özge: Acentenin Dekleştirme Talep Etme Hakkı, 2008, s.92.

[iv] KAYA s.228.

[v] KAYA s. 118.

[vi] BROX s.113.

[vii] KAYA s.231.

[viii]BADAK AYBAR Zehra:  İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Yıl:12 Sayı: 24 Güz 2013/2 s. 167-201., POROY, Reha: Sigortalık Acentesi ile Sigortacı Arasındaki Münasebetler, Hususile Acentelik Mükavelesinin Hitamında Acentenin Hakları, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul 1953, s. 20.

[ix] KAYA, s.225.

[x] KAYA, s.225.

[xi] KAYA, s.225.

[xii] KAYA, s.226.

[xiii] ARKAN Sabih: Ticari İşletme  Hukuku, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Hazırlanmış, 15.Baskı, 2011, Ankara, s.208-209.

[xiv] KAYA, s.222

[xv] GÖKYAYLA Cemile: Milletlerarası Özel Hukukta Tek Satıcılık Sözleşmeleri (Münhasır Bayilik Sözleşmeleri) , İstanbul 2013, s.267.

[xvi] Bkz.Yarg.11. HD. 25.12.1996 tarih ve E.1996/6699, K.1996/9192 sayılı kararı

[xvii] KAYA, s. 237.

[xviii] ŞENOL Nilay: Baylik Sözleşmesi Sona Ermesi ve Sonuçları, İstanbul 2011, s. 259.

[xix] KAYA, s. 237.

[xx] KAYA, s. 233.

[xxi] ŞENOL, s. 262.

[xxii] KARASU Rauf: Türk Ticaret Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu Tasarısına Göre Acentenin Denkleştirme Talebi, Ankara Ünversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2008, C.57, s.4.

[xxiii] ŞENOL, s. 264.

[xxiv] KAYA, s.235.

[xxv] ŞENOL, s. 261.

[xxvi] AYAN s.149-150.

[xxvii] GÖKYAYLA, s.268.

[xxviii] ŞENOL, s.267.

[xxix] GÖKYAYLA, s.268, ŞENOL, s.266.

[xxx] KAYA, s.238.

[xxxi] KAYA, 239.

[xxxii] KAYA, 241.

[xxxiii] KAYA, 242.

[xxxiv] KAYA, 242.

[xxxv] KAYA, s.243.

[xxxvi] GÖKYAYLA, s.272.

[xxxvii] GÖKYAYLA, s.271.

[xxxviii] ŞENOL, s.271.

[xxxix] AYAN, s.190, KARASU s.299.

[xl] KAYA, s.244.

[xli] KAYA, s.244.

[xlii] KAYA, s.252.

[xliii] KAYA, s.246.

[xliv]Adalet Divanı kararında, acentenin denkleştirme hakkının, acentenin ücret kaybı ile sınırlandırılamayacağını ifade etmektedir. Acentenin ücret kaybının hakkaniyet değerlendirmesinde dikkate alınması gerekli unsurlardan bir olduğu, diğer unsurlar ile birlikte değerledirilmesi gerektiği, kararda açıkça ortaya konulmuştur[xliv]. Konuya ilişkin detaylı bilgi için bkz. AKIN İrfan: “Acentenin Denkleştirme Hakki ve Alman Hukukundaki Yeni Gelişmeler”,http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/1823/19210.pdf.

[xlv] ŞENOL s.277, KAYA, s.249.

[xlvi] ŞENOL s.276, GÖKYAYLA, s.284.

[xlvii] KAYA, s.249.

[xlviii] KAYA, s.249.

[xlix] KARASU s.309.

[l] AYAN s.222.

[li] GÖKYAYLA s.283, KAYA, 252.

[lii] KAYA, s.251.

[liii] GÖKYAYLA, s.252,253, ŞENOL s.256.

[liv] ŞENOL, s.256.

[lv] ŞENOL, s.257.

[lvi] Doktrindeki eleştiriler için bkz. KAYA, s.226,227.

[lvii] KAYA, s.227.

[lviii] ARSLAN, s.227.

[lix] CAN Ozan, Hacettepe Hukuk Fak. Dergisi, 2(1) 2012, 27–36. Bkz. Bu konuda Ozan Can’ın makalesindeki görüşe göre sürekli olarak sözleşme yapmaya yetkili olanlar TTK m. 122 son fıkrasındaki koşullar aranılmaksızın denkleştirme isteminde bulunulabilecekken, yabancı tacirler ad ve hesabına geçici işlemler yapanlar için ise TTK m. 122 hükümleri ile birlikte somut olayın unsurları da nazara alınarak denkleştirme istemi hususunda karar verilmelidi.


Etiketler: ,